<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>eMuhabbet.Net Blog &#187; Kim Kimdir</title>
	<atom:link href="http://blog.emuhabbet.net/category/kim-kimdir/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blog.emuhabbet.net</link>
	<description>Türkiye&#039;nin Muhabbet Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Sep 2011 22:27:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Elektro gitarı bulan adam</title>
		<link>http://blog.emuhabbet.net/elektro-gitari-bulan-adam.html</link>
		<comments>http://blog.emuhabbet.net/elektro-gitari-bulan-adam.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Jun 2011 10:54:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Abd]]></category>
		<category><![CDATA[Banjo]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Cowboys]]></category>
		<category><![CDATA[Elektro Gitar]]></category>
		<category><![CDATA[elektro gitar = les paul]]></category>
		<category><![CDATA[Elektro gitarı bulan adam]]></category>
		<category><![CDATA[elektro gitarı kim buldu]]></category>
		<category><![CDATA[elektro gitarın babası]]></category>
		<category><![CDATA[elektro gitarın mucidi]]></category>
		<category><![CDATA[elektro gitarın mucidi les paul]]></category>
		<category><![CDATA[Gibson]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Itti]]></category>
		<category><![CDATA[Kabul]]></category>
		<category><![CDATA[Karar]]></category>
		<category><![CDATA[Les Paul]]></category>
		<category><![CDATA[Modeli]]></category>
		<category><![CDATA[modern elektro gitarı kim buldu]]></category>
		<category><![CDATA[modern gitarı kim buldu]]></category>
		<category><![CDATA[modern gitarın babası]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Rube]]></category>
		<category><![CDATA[Satan]]></category>
		<category><![CDATA[“The Log” isimli gitar ilk modern elektro gitar olarak kabul ediliyor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.emuhabbet.net/?p=870</guid>
		<description><![CDATA[Gerçek adı Lester William Polsfuss olan Les Paul bundan tam 96 yıl önce 9 Haziran 1915′te ABD ’nin Wisconsin eyaletinde dünyaya geldi. 8 yaşında armonika çalarak müziğe başlayan Les Paul bir süre banjo çaldıktan sonra gitar kullanmaya başladı. Les Paul 13 yaşında gitarist olarak para kazanmaya başladı. Dönemin ünlü country grubu Rube Tronson’s Cowboys ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.emuhabbet.net/wp-content/uploads/2011/06/les-paul.jpg"><img src="http://blog.emuhabbet.net/wp-content/uploads/2011/06/les-paul-225x300.jpg" alt="" title="les paul" width="225" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-871" /></a></p>
<p>Gerçek adı Lester William Polsfuss olan Les Paul bundan tam 96 yıl önce 9 Haziran 1915′te ABD ’nin Wisconsin eyaletinde dünyaya geldi. 8 yaşında armonika çalarak müziğe başlayan Les Paul bir süre banjo çaldıktan sonra gitar kullanmaya başladı. Les Paul 13 yaşında gitarist olarak para kazanmaya başladı. Dönemin ünlü country grubu Rube Tronson’s Cowboys ile turnelere katılan Les Paul lise eğitimini yarıda bırakarak tamamen müzik piyasasına yöneldi.</p>
<p>Les Paul 1930′lı yılların ortalarında kendi elektro gitarını geliştirmek için karar aldı. 30′lı yılların elektro gitarları mikrofonlarla manyetik etkileşim oluşturup rahatsız edici bir ses çıkarması Les Paul’u bu arayışa itti. Tasarladığı “The Log” isimli gitar ilk modern elektro gitar olarak kabul ediliyor. Les Paul, müzisyen kişiliğinin dışında mucit kişiliği ile de önemli bir sanatçıdır. Les Paul, dünyanın en popüler gitar markası olan Gibson ile 1950′lerde geliştirdiği modeli ile tüm zamanların en fazla satan elektro gitarını da geliştirmiştir. Les Paul 13 Ağustos 2009′da, 94 yaşında hayatını kaybetti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.emuhabbet.net/elektro-gitari-bulan-adam.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Descartes Hayatı</title>
		<link>http://blog.emuhabbet.net/descartes-hayati.html</link>
		<comments>http://blog.emuhabbet.net/descartes-hayati.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 2009 20:23:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Biri]]></category>
		<category><![CDATA[Brittany]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[descartes]]></category>
		<category><![CDATA[descartes hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[descartes in hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[descartes kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[descartes nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Duyan]]></category>
		<category><![CDATA[en büyük matematikci]]></category>
		<category><![CDATA[felsefenin babası descartes]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[Indre Et Loire]]></category>
		<category><![CDATA[Joachim]]></category>
		<category><![CDATA[Kabul]]></category>
		<category><![CDATA[Kendi]]></category>
		<category><![CDATA[Latince]]></category>
		<category><![CDATA[matematik dehası descartes]]></category>
		<category><![CDATA[Merak]]></category>
		<category><![CDATA[Nde]]></category>
		<category><![CDATA[Rene Descartes]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.emuhabbet.net/?p=517</guid>
		<description><![CDATA[Fransız düşünür, yazar, bilim adamı ve matematikçi. Modern psikolojinin ve matematiğin kurucusu olarak kabul edilmektedir. Kendisinden sonraki bilim adamlarına ve filozoflara ilham kaynağı olan teorileriyle, bilimin günümüz seviyesine ulaşmasında büyük rol oynamıştır. Düşünsel alanda matematiksel açılımlardan yararlanarak, doğrudan ortaya çıkan ve doğruluğu tartışılmaz kesin-mutlak birtakım bilgilerin var olduğunu savunmuş; bu savını da &#8220;Düşünüyorum, öyleyse varım&#8221; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.emuhabbet.net/wp-content/uploads/2009/09/Descartes.jpg"><img src="http://blog.emuhabbet.net/wp-content/uploads/2009/09/Descartes.jpg" alt="Descartes" title="Descartes" width="400" height="488" class="aligncenter size-full wp-image-518" /></a></p>
<p>Fransız düşünür, yazar, bilim adamı ve matematikçi. Modern psikolojinin ve matematiğin kurucusu olarak kabul edilmektedir. Kendisinden sonraki bilim adamlarına ve filozoflara ilham kaynağı olan teorileriyle, bilimin günümüz seviyesine ulaşmasında büyük rol oynamıştır. Düşünsel alanda matematiksel açılımlardan yararlanarak, doğrudan ortaya çıkan ve doğruluğu tartışılmaz kesin-mutlak birtakım bilgilerin var olduğunu savunmuş; bu savını da &#8220;Düşünüyorum, öyleyse varım&#8221; şeklindeki ünlü söylemiyle ortaya koymuştur. Bilimsel devrimin baş aktörlerinden biri sayılan Descartes, &#8220;Kartezyen koordinasyon sistemi&#8221;ni (kartezyanizm) geliştirerek, özellikle düzlem geometrisinin ve matematiğin evrimsel sürecine çok büyük katkıda bulunmuştur.</p>
<p>Rene Descartes, 31-mart 1596 tarihinde, fransa&#8217;da, bugün kendi adıyla anılan ve Indre-et-Loire&#8217;e bağlı olan La Haye&#8217;de, varlıklı bir ailede dünyaya geldi. Doğumundan bir yıl sonra annesinin tüberkiloz nedeniyle vefat etmesinin ardından, Brittany Yüksek Mahkemesi&#8217;nde yargıç olan babası Joachim başka bir bayanla evlendi ve Descartes üvey annesi tarafından yetiştirildi. On yaşına geldiğinde, Anjou kentine bağlı La Fleche&#8217;de bulunan ve ileride avrupa&#8217;nın en iyi okullarından biri olduğunu belirteceği, Royal Henry-Le-Grand adlı bir Cizvit kolejine gönderildi. Sağlığının zayıf olması nedeniyle, öğretmenleri tarafından yatılı okuması öngörüldü. Kendisini iyi hissedene kadar yatakta kalmasına izin verildiğinden, büyük ilgi duyduğu matematik çalışmalarına ağırlık verdi. Okulda verilen eğitim Latince ve Yunanca üzerinde yoğunlaştığı için, bu dilleri iyi derecede öğrenme fırsatı oldu; dolayısıyla ilerleyen zamanlarda, eski bilimsel ve düşünsel çalışmaları incelemesinde bu eğitimin büyük faydasını gördü.</p>
<p>Gezmeye, yeni yerler görmeye ve yeni şeyler öğrenmeye oldukça fazla merak duyan Descartes, 1612 yılında, liseden mezun olduktan sonra birkaç arkadaşıyla birlikte paris&#8217;e gitti. Görkemli şehrin büyüsüne kapılarak, bir süre pervasızca yaşadı. Ardından, kendisi gibi matematikle ilgilenen iki arkadaşıyla tesadüfen karşılaşınca, onların şehre geliş amacına uydu ve bilimsel araştırmalara daldı. Üniversite eğitimine kadar geçen süre boyunca, özellikle arkadaşı Mersenne ile birlikte durmaksızın matematik üzerine araştırmalar, çalışmalar yaptı. Burada bulunduğu süre içerisinde, dönemin ünlü matematikçilerinden Mydorge&#8217;yle tanışması, ufkunu genişletti.</p>
<p>Eğitim hayatı boyunca özellikle klasik edebiyat, tarih, retorik ve felsefe alanlarında kendini geliştirdi. Babasının yönlendirmesiyle, Poitiers Üniversitesi&#8217;nin hukuk fakültesine girdi ve 1616 yılında mezun oldu. O dönemde Avrupa kaynayan bir kazan gibiydi. Her yerde dini temelli bölgesel çatışmalar vardı ve çok sayıda savunma amaçlı askeri birlikler türemişti. Bu siyasi ve toplumsal çalkantılar nedeniyle, soylu ailelere mensup gençlerin kilise ya da orduya katılması popüler hale gelmişti. Dolayısıyla Descartes da, toplumsal statüsünü sağlamlaştırmak için orduya katılmaya karar verdi. Liseden mezun olduktan iki yıl sonra, 1618&#8242;de, hollanda Prensi Orangeli William ve ülkesini İspanyol işgalinden kurtarmak için düzenlediği seferlerle ilgili heyecanlı rivayetler duyunca, macera arayışına ve gezme hevesine kapılarak, prensin davetine uydu ve oraya yerleşti. Hollanda Birleşik İller (Nassau) Prensi olan Maurice komutasındaki Protestan Flemenk ordusuna hizmet etmeye başladı.</p>
<p>Asker olarak kayıt olduğu bu birlikte birkaç yıl geçiren Descartes, görevi sırasında, matematik ve fizik konularındaki yaratıcı yeteneğinin farkına varmasını sağlayacak kişi olan Isaac Beeckman&#8217;la tanıştı. İlk felsefik çalışmalarından olan &#8220;Compendium Musicae&#8221;yi 1618 yılında kaleme aldı ve Beeckman&#8217;a ithaf etti. 1619 yılının Kasım ayında, almanya seyahati sırasında, fizikle ilgili problemlerin çözümünde, matematiksel bilgilerden yararlanmak üzerine kendisine ait bir vizyon geliştirdi. Descartes&#8217;ın vizyonu, insanlığın gelişimine mükemmel katkı sağlayacak bilimlerin temellerini keşfetmekti. Bu dönem, ünlü düşünürün hayatında bir dönüm noktasıydı ve analitik geometrinin gelişimi üzerine ortaya atacağı teorilerin düşünsel düzlemini oluşturduğu bir süreçti. Hayatının geri kalan bölümünü de, matematikle doğa arasındaki gizemli bağı çözmeye adayacaktı. St. Augustine&#8217;in (354-430) &#8220;özgür irade&#8221; kavramıyla ilgili de çalışmalar yapan filozof, Tanrı&#8217;nın iradesiyle eşit tuttuğu insan iradesinin, doğal bir yaradılış özelliği olarak, Tanrı&#8217;nın iradesinden bağımsız olduğunu ortaya atan teori üzerine derinlemesine düşündü.</p>
<p>Orange Prensi&#8217;nin hizmetinden ayrıldıktan sonra bir süre danimarka, polonya ve Almanya gibi bazı Avrupa ülkelerini dolaşan Descartes, Otuz Yıl Savaşları&#8217;nın başladığı dönemde yeniden askeriyeye döndü ve bu defa Bavyera ordusunun katolik Düküne hizmet etmeye başladı. Askeri bir görev için Ulm&#8217;de bulunduğu sırada, bilimlerin birlikteliği üzerine bir metodoloji geliştirdi. Askerlik yaşamı süresince sıcak çarpışmaya girmeyen Descartes için bu dönem, &#8220;büyük bir tembellik ve derbederlik&#8221; içerisinde, sadece düşünmeye, gezmeye, araştırmaya ve üretmeye yönelik kazançlar sağladığı bir dönemdi. Düşünsel eylemlere ve çeşitli bilimlere olan merakı gittikçe artan düşünürün en büyük amacı, dünyayı gezmek ve evrenle ilgili somut gerçeklere ulaşabilmekti. Bu yüzden hayatı boyunca pekçok yer gezmiş, orduda yer almış, bu süreçte birbirinden farklı statüdeki ve yaradılıştaki insanlarla uyuşmaya çalışmış, birçok konuda deneyim kazanmış ve kendini değişik koşullarda test etmişti. 1619 yılının Kasım ayında, şömineli sıcak bir odada, ileride üstüne simgesel anlamlar yükleyeceği ve yaşamının dönüm noktası olarak değerlendireceği ünlü rüyasını gördü.</p>
<p>1621&#8242;de, askerlik görevine Macaristan İmparatorluk ordusunda devam etmeye başladı. 1622 yılında, Fransa&#8217;ya geri dönerek Paris&#8217;e yerleşti; bir süre de Britanny&#8217;de kaldı. Ertesi yıl ailesinin yanına Poitou&#8217;ya giderek, annesinden üzerine kalan tüm mülkleri sattı ve hayatının geri kalanını refah içinde geçirebilmek; araştırmalarını, çalışmalarını yaparken maddi sıkıntı çekmemek için tüm gelirini (27.000 livre) bonolara yatırdı. Aynı yıl İtalya&#8217;ya doğru bir seyahat gerçekleştiren düşünür, 1627&#8242;ye kadar Paris&#8217;te ikamet etti.</p>
<p>1628&#8242;de, Hollanda&#8217;ya geri dönerek 1649 yılına kadar, düşünsel, bilimsel ve yazınsal dehasının en verimli dönemini burada geçirdi. Özellikle matematik, geometri ve felsefe üzerine çığır açacak teoriler üretti; buluşlar ortaya koydu, ünlü kitabı &#8220;Treatise on the World&#8221;ü (Kurallar) yazmaya koyuldu. Burada bulunduğu sırada, Kardinal Berulle ile tanıştı ve düşünsel teorilerini hayata aktarma konusunda, onun zengin ufkundan yararlandı. Dğer yandan da, hiçbir zaman bağını koparmadığı arkadaşı Mersenne ile yazışarak, çalışmalarıyla ilgili fikir alışverişinde bulundu. Beeckman ile dostluğunu sürdürdü ve Mydorge, büyük Frans von Schooten, Hortensius, Huygens gibi bilim adamlarıyla iletişim kurdu.</p>
<p>Sonraki iki yıl boyunca, Franeker ve Leyden&#8217;de, olgunluk (matrikülasyon) üzerine düzenlenen sınavlara girdiyse de, herhangi bir derece almakla ilgilenmedi. 1633 yılında, ünlü fizikçi Galileo&#8217;nun, roma Katolik Kilisesi tarafından, dünyanın yuvarlak olduğunu iddia ettiği ve dolayısıyla kilisenin yanlış bilimsel kanılarını yıkmaya çalıştığı iddiasıyla mahkum edilmesi nedeniyle, Descartes, dört yıllık bilimsel bir çalışmanın ürünü olan &#8220;Treatise on the World&#8221;ü (Kurallar) tamamlamış olmasına rağmen, yayımlamaktan vazgeçti (Kitap ölümünden yıllar sonra, 1701&#8242;de basıldı). Aynı dönemde, &#8220;Le Mond&#8221;un taslak çalışmasını bitirdi; fakat bunu da yayımlamadı.</p>
<p>Descartes hayatı boyunca evlenmese de, birlikte yaşadığı ve eskiden hizmetçisi olan Hollandalı sevgilisi Helene&#8217;den, 1635 yılında Francine adlı bir kız çocuğu dünyaya geldi. Ancak, Francine&#8217;in hayatı çok kısa sürdü ve 1640 yılında, beş yaşındayken hayatını kaybetti. Bu ölüm, ünlü düşünürü derinden sarstı.</p>
<p>Descartes matematik ve felsefe üzerine yoğunlaşan çalışmalarının meyvelerini vermeye devam ederek, bilimsel değeri çok yüksek birçok eser kaleme aldı ve bunları yayımladı. 1637 yılında, &#8220;Söylem&#8221; adlı eserini imzasız olarak yayımladı. 1640&#8242;da ise, &#8220;Meditasyonlar&#8221;ı çıkardı. 1643&#8242;de, Utrecht Üniversitesi tarafından sakıncalı bulunan &#8220;Kurallar&#8221;, yerel otoritelerce, ateizm öğeleri içerdiği gerekçesiyle düşünürün mahkum edilmesine neden oldu. İki yıl sonra aynı üniversite, eser hakkında yapılacak tüm yanlı/yansız yorumları yasaklayarak, &#8220;nötr sansür&#8221; uygulaması getirdi. Aynı dönemde, bohemya Prensesi Elizabeth&#8217;le uzun bir zaman devam edecek olan yazışmaları başladı. Prensesle, başta matematik, geometri, tıp, felsefe, metafizik olmak üzere çeşitli bilim dallarından siyasete kadar pekçok konuda fikir alışverişinde bulundular. Prensese ithaf ettiği &#8220;Felsefenin İlkeleri&#8221; adlı kitabını 1644&#8242;de amsterdam&#8217;da yayımladı (Eser 1647 yılında Franzcaya çevrildi). Ardından Paris&#8217;e geçen Descartes, ünlü matematikçi ve fizikçi Pascal ile buluşarak, yeni çalışmalarını ve görüşlerini onunla paylaşma fırsatını yakaladı. Bu sırada, Fransa Kralı tarafından kendisine sunulan ikametgah ve yıllık gelir teklifini, çalışmalarını bağımsız ve esnek bir ortamda sürdürebilme maksadıyla geri çevirdi.</p>
<p>1649 yılında, &#8220;Ruhun Tutkuları&#8221; adlı kitabını tamamladı ve yayımladı. Aynı yılın Kasım ayında, eserlerinden çok etkilenen ve onun dehasından yararlanmak isteyen isvec Kraliçesi Christina&#8217;nın ricasını kırmayarak, ona uzmanı olduğu konularda ders vermek üzere stockholm&#8217;e yerleşti. Ancak kraliçenin talebi doğrultusunda derslerin, sabahın oldukça erken saatlerinde yapılması nedeniyle, hayatı boyunca geç kalkmaya alışkın olan Descartes&#8217;ın fizyolojik dengesi bozuldu. Bunun yanı sıra, yabancısı olduğu aşırı soğuk iklime uyum sağlayamayan vücudu bitkin düşerek zatürreeye yakalandı ve ünlü düşünür, 11-subat 1650 tarihinde, 54 yaşında hayatını kaybetti. Son sözleri, &#8220;İşte böyle ruhum, ayrılma zamanı geldi&#8221; oldu. Bazı araştırmacılar, aynı hastalıktan tedavi gören Fransa büyükelçisi Dejion A. Nopeleen&#8217;e hastabakıcılık yaptığı için, hastalığın Descartes&#8217;a da bulaştığını iddia ettiler. Ancak sonraları, doktor Eike Pies&#8217;in incelemelerine göre, ünlü düşünürün, kullandığı arsenik yüzünden vücudunun zehirlenerek zayıf düştüğü ortaya çıktı. Descartes&#8217;ın mezarı, 1667 yılında anavatanı olan Fransa&#8217;ya, Paris&#8217;e taşınmıştır.</p>
<p>Descartes, Batının o zamana kadarki düşünsel birikimini altüst etmiş; bilimde ve özellikle matematikte büyük gelişmelere neden olan düşünceleriyle yeni bir çığır açmıştır. Dinsel egemenliğin, anlamsız çatışmaların ve modern düşüncelere yönelik hoşgörüden uzak, bağnazca tutumların hüküm sürdüğü; aynı zamanda, Avrupa&#8217;nın düşünsel, sanatsal ve kültürel kabuk değişiminin gerçekleştiği bir dönemde yaşadı. Birçok alanda hayata geçirilen atılımlara, düşünce ve eserleri ile eşlik etti. Ortaçağı tarihe gömerek, modern bilimin rönesansını inşa edenler arasında yer aldı. Ulusçuluk anlayışının güçlü yükselişine rağmen, insanlığın &#8220;bilimsel düşünce&#8221; ile &#8220;akıl&#8221; ekseninde ortak bir paydada buluşabileceğinin altını çizdi. Felsefeye getirdiği farklı ve yenilikçi bakış açısıyla, modern felsefenin temellerini attı. Bu alandaki ilk çalışması, geometri, meteorlar, optik ve metot şeklinde dört bölümden oluşan &#8220;Denemeler&#8221; adlı eseridir.</p>
<p>Matematiksel çözüm yöntemlerini felsefeye uyarlamaya çalışan Descartes, temeli Yunanlı filozof Socrates tarafından atılan ve özellikle matematikle diğer pozitif bilim dallarında uygulama sahası bulan &#8220;tümevarım&#8221; metodunu, kendi düşünsel felsefesine adapte etmiştir. Mutlak bilgiye ulaşmakta, Antik Çağ Yunan düşünürlerinden kalan &#8220;şüpheci&#8221; (septisizm) bakış açısını yöntem edinerek, başta matematik ve analitik geometri olmak üzere, birçok alanda çeşitli buluşlar ortaya koymuştur. Tüm dışsal faktörleri bir kenara ayırarak, süpheci analizlerle, mutlak ve kesin doğru bilgilerin varlığını savunmuştur; ki ona göre, bu özelliği taşıyan tek şey &#8220;düşünce&#8221;dir. Doğruluğu tartışılamaz tek bilginin düşünce olduğunu; dolayısıyla diğer mutlak bilgilerin de bu düşüncelerden türediğini ortaya atmıştır. &#8220;Kuşku etmek düşünmektir&#8221; şeklinde bir çıkarımda bulunan Descartes, varlığı kesin olan tek şey düşünmek ise, düşünebilen bir yaratık olarak şüphe götürmez tek gerçeğin &#8220;varlığımız&#8221; olduğunu belirtmiş ve tümevarımsal bu bilgi kanunu, &#8220;Düşünüyorum, o halde varım&#8221; (Cogito, ergo sum; je pense, donj je suis) şeklindeki ünlü tümcesiyle ifade etmiştir. Elindeki bu ilk bilgiyi, sağlam bilgi olarak görmüş; artık yapması gereken tek şeyin, diğer bilgileri bu ham bilgiden türetmek olduğu sonucuna ulaşmıştır. Bu sonucun çıkış noktası ise, bireyin öznelliğidir. Çünkü, varlığı ifade eden düşünce, zaten bireyin kendisinde mevcuttur. Bu ham bilgiyle yola çıkan birey, diğer mutlak bilgileri bundan türetebilir. Düşüncenin zıddı ise, bedendir. Bu nedenle, dönemin hakim kıyafet şekli olan yeşil ipek giysileri bir kenara atarak, bedenini arka plana atmak istemiş ve düşüncenin baskınlığını simgesel olarak ifade etmek maksadıyla da, siyah giysileri tercih etmiştir.</p>
<p>Geliş açısı ile gidiş açısının birbirine eşit olduğunu keşfederek, optiksel yansımanın temel kanunlarını geliştirmiştir. Cebiri, geometri çözümlemelerinde kullanmış; &#8220;Kartezyen&#8221; teoremini ortaya atarak, analitik geometrinin gelişimine büyük katkı sağlamıştır. &#8220;Eğri&#8221;lerin sınıflandırılmasında, onları ortaya çıkaran denklemleri baz almıştır. Matematiksel ve geometrik problemlerin çözümü için kurulan denklemlerde, &#8220;x, y, z&#8221; gibi alfabenin çok kullanılmayan son harflerini bilinmeyen çoklukları, &#8220;a, b, c&#8221; gibi çok kullanılan ilk harfleri de bilinen çoklukları ifade etmesi için kullanmıştır.</p>
<p>Descartes, tüm çalışmalarında ve araştırmalarında, doğru bilgiye ulaşmak amacıyla, karmaşıklıktan uzak durmaya ve herşeyi basite indirgemeye çalışmıştır. Bulduğu her bilgiye kuşkucu bir tavırla yaklaşmıştır. Bu konudaki düşüncelerinden, 1637 yılında kaleme aldığı, &#8220;Metot Üzerine Konuşma&#8221;da bahsetmiştir. Bilim dallarının pratik hayattaki işlevlerinin birbirinden farklı olduğunu vurgulayan düşünür, sadece bazı ortak yöntemlerin farklı amaçlar için uygulanabileceğini öngörmüş, dolayısıyla bilimlerin birlikteliğini savunmuştur.</p>
<p>&#8220;Hiçbirşey keşfedilemeyecek kadar uzak olamaz&#8221; diyen Descartes, evrenle ilgili düşüncelerini de bu görüşü çerçevesinde şekillendirmiştir. Ona göre, evren bir bilmecedir ve çözümü olmayan bir bilmece yoktur. Bu doğrultuda ihtiyaç duyulan tek şey, doğru bilgilere sahip olabilmektir ki, tüm pozitif bilimler de zaten bu ihtiyaca hizmet etmek için varolmuştur. Döneminin alışkanlıklarının tam tersine, bütün bilimsel değeri olan kitapların Latince yazıldığı bir yüzyılda, eserlerini Fransızca olarak kaleme almıştır ve &#8220;sağduyu&#8221;su olan her insanın rahatça anlayabileceği kadar basite indirgenmiş bir dil kulanmıştır.</p>
<p>Descartes&#8217;a göre gerçeklik, özü düşünme olan bir &#8220;zihin&#8221; (soyut) ile özü evrende bir yer kaplayan ve göreceli büyüklüğü olan &#8220;madde&#8221; (somut) şeklinde ikiye ayrılabilir. Bu anlamda düşünür, her zaman için zihni maddenin önüne koymuştur. Onun düşünce sisteminde, birtakım kavramların, bilgilerin kaynağı, yaratılıştır. Yani bunlar, doğuştan gelen ve doğruluğu, varlığı tartışılmaz gerçek bilgilerdir. Ona göre, Tanrı, zihin ve madde kavramlarının varlığı kesindir ve doğruluğu su götürmez bu kavramlar doğuştan gelir; sonraki deneyimlerden kaynaklanmaz. Felsefede mutlak bilgiye ulaşmanın tek yolu, kuşku edilmeyecek, açık ve net bir önermeye ya da kavrama varıncaya dek, herşeyden kuşku duymaktır.</p>
<p>Fizik ve doğa kanunları ile ilgili çalışmalar da yapmış olan Descartes, 1644 yılında Latince olarak kaleme aldığı &#8220;Principia Philosophia&#8221; (Felsefenin İlkeleri) adlı eserinde, &#8220;Çevrimler Kuramı&#8221; adını verdiği teorisiyle, evrenin yapısı ve doğa kanunlarının işleyişi ilgili çarpıcı bilgiler öne sürmüştür. Ondan sonra gelen ünlü fizikçi Isaac Newton için bu teori, temel bilgi kaynağı olmuştur.</p>
<p>ESERLERİ:</p>
<p>Compendium Musicae (1618 / Isaac Beeckman&#8217;a ithaf ettiği, müzik teorisinin kuralları ve müzik estetiğiyle ilgili çalışması)</p>
<p>Rules for the Direction of the Mind (Aklın İdaresi İçin Kurallar / 1626-1628: İlk olarak 1684&#8242;de yayımlanmıştır)</p>
<p>Le Monde (The World / 1633: Descartes&#8217;ın doğa felsefesiyle ilgili ilk sistematik çalışmasıdır)</p>
<p>Discours de la méthode (Metod Üzerine Konuşma / 1637: Optik, meteor ve geometriyle ilgili ilk çalışmasıdır)</p>
<p>La Géométrie (Geometri / 1637: Descartes&#8217;ın matematiksel çözümlemeler üzerine kaleme aldığı başlıca yapıtıdır)</p>
<p>Meditationes de prima philosophia (Meditasyonlar ya da Metafizik Düşünceler / 1641)</p>
<p>Principia philosophiae (Felsefenin İlkeleri / 1644: Aristotales&#8217;in eserlerinin yerini alması isteğiyle, Latince olarak yazdığı eseridir; sonraları üniversitelerde okutulmaya başlanmıştır)</p>
<p>The Description of the Human Body (1647 / Ölümünden sonra yayımlanmıştır)</p>
<p>Les passions de l&#8217;âme (Ruhun Tutkuları / 1649: Bohemya Prensesi Elizabeth&#8217;e ithaf etmiştir)</p>
<p>Correspondence (Yazışmalar / 1657: Ölümünden sonra, Descartes&#8217;ın yayımcısı Claude Clerselier tarafından yayımlanmıştır) </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.emuhabbet.net/descartes-hayati.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Albert Einstein kimdir</title>
		<link>http://blog.emuhabbet.net/albert-einstein-kimdir.html</link>
		<comments>http://blog.emuhabbet.net/albert-einstein-kimdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2009 02:20:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Albert Einstein]]></category>
		<category><![CDATA[albert einstein biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[albert einstein hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[albert einstein kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Alman]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Amerikan]]></category>
		<category><![CDATA[Chaim Weizmann]]></category>
		<category><![CDATA[Daki]]></category>
		<category><![CDATA[Deki]]></category>
		<category><![CDATA[Emekli]]></category>
		<category><![CDATA[Etti]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Hafta]]></category>
		<category><![CDATA[Israil]]></category>
		<category><![CDATA[Jarusalem]]></category>
		<category><![CDATA[Kaise]]></category>
		<category><![CDATA[Luitpold]]></category>
		<category><![CDATA[Matematik]]></category>
		<category><![CDATA[Politeknik]]></category>
		<category><![CDATA[Sinde]]></category>
		<category><![CDATA[Sinin]]></category>
		<category><![CDATA[Statik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.emuhabbet.net/?p=377</guid>
		<description><![CDATA[Albert Einstein (1879-1955) Albert Einstein Almanya&#8217;nın Ulm kasabasında 14 mart 1879&#8242; da doğdu. Altı hafta sonra ailesi Münih&#8217;e yerleşti ve Luitpold&#8217;da okula başladı.Albert daha sonra Italya&#8217;ya gitti ,eğitimine Isviçre Aarau&#8217;da devam etti. 1896 da Zürih Federal Politeknik okuluna fizik ve matematik öğretmeni olmak için girdi. 1901 de diplomasını aldı ve Isviçre vatandaşı oldu. Öğretmen olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.emuhabbet.net/wp-content/uploads/2009/09/albert_einstein1.jpg"><img src="http://blog.emuhabbet.net/wp-content/uploads/2009/09/albert_einstein1.jpg" alt="albert_einstein" title="albert_einstein" width="400" height="492" class="aligncenter size-full wp-image-380" /></a><br />
Albert Einstein (1879-1955)</p>
<p>            Albert Einstein Almanya&#8217;nın Ulm kasabasında 14 mart 1879&#8242; da doğdu. Altı hafta sonra ailesi Münih&#8217;e yerleşti ve Luitpold&#8217;da okula başladı.Albert daha sonra Italya&#8217;ya gitti ,eğitimine Isviçre Aarau&#8217;da devam etti. 1896 da Zürih Federal Politeknik okuluna fizik ve matematik öğretmeni olmak için girdi. 1901 de diplomasını aldı ve Isviçre vatandaşı oldu. </p>
<p>         Öğretmen olarak iş bulamadığı için Isviçre Patent Ofisinde teknik asistan olarak göreve başladı 1905 de doktorasını aldı. Patent ofisinde çalıştığı sürede önemli çalışmalar yaptı.1908&#8242;de Privatdozent(Bern)&#8217;e atandı. 1909&#8242; da Zürih&#8217;te profesör oldu. 1911&#8242;de teorik fizik profesörü olarak Prag&#8217;a gitti.Bir yıl sonra aynı görevle Zürih&#8217;e geri döndü.Berlin Universitesinin Kaise Wilhelm fizik enstütüsünde 1914&#8242;de yönetici olarak görev yaptı.Aynı yıl Alman vatandaşı oldu. 1933&#8242;de politik nedenlerden Alman vatandaşlığından çıktı. Amerika Princeton Universite &#8216;sinde teorik fizik profesörü oluncaya kadar Berlin&#8217;de yaşadı. 1940&#8242;da Amerikan vatandaşı oldu.1945 yılında Princeton&#8217;daki görevinden emekli oldu.<br />
           II. dünya savaşından sonra Einstein dünya siyasetinde önemli bir kişilik olarak ortaya çıktı. Israil&#8217;den başkanlık teklifi aldı ve redetti. Sonra Dr  Chaim Weizmann&#8217;la Jarusalem&#8217;de Hebrew Universite &#8216;sinin kurulmasına yardımcı oldu.<br />
          Einstein bilimsel çalışmalarının daha başında Newton mekaniğinin yetersizliğini anladı. Onun özel görecelik kuramı mekaniğin kuralları ile elektromanyetiğin kurallarını bağdaştırmaya çalışmasından doğmuştur. Statik mekaniğin klasik problemlerine, quantum mekaniği ile açıklamalar getirmeye çalıştı.Bu yaklaşım moleküllerin Brownian hareketine açıklık getirdi.Düşük radyasyonlu ışığın ısısal özelliklerini inceledi.Ve onun bu gözlemleri photon teorisini yarattı.<br />
          Berlin&#8217;deki ilk günlerinde özel görecelik teorisinin doğru olarak izah edilebilmesi için yerçekimi teorisinide kapsaması gerektiğini fark etti. 1916&#8242;da ilk defa genel görecelik kuramını yayınladı.Bu sırada radyasyon teorisi ve statik mekanik ile de ilgileniyordu.<br />
         1920&#8242;lerde Einstein, quantum teorisinin olasılık teorisi ile açıklanması üzerinde çalışırken asıl yoğunluğunu birleşik alanlar teorisi üzerine verdi.Tek atomlu gazların quantum mekaniği ile statik mekaniğe katkıda bulundu. Ayrıca atomic geçiş olasılığı ve göreceli evrenbilim alanında değerli çalışmaları oldu.<br />
          Emekli olduktan sonra fiziğin belli başlı alanlarını birleştirmeye çalıştı.Onun önemli bazı bilimsel çalışmaları  Special Theory of Relativity (1905), Relativity (ingilizce çevrimi, 1920 ve 1950), General Theory of Relativity (1916), Investigations on Theory of Brownian Movement (1926), ve The Evolution of Physics (1938). Bilimsel olmayan çalışmaları, About Zionism (1930), Why War? (1933), My Philosophy (1934), and Out of My Later Years (1950) olarak sayılabilir.<br />
         Albert Einstein bir çok Amerikan ve Avrupa üniversitesinden onursal doktora ödülü aldı.1920&#8242; lerde Amerika, Avrupa ve uzak doğuda dersler verdi. Dünyanın belli başlı bütün akademilerinin üyelik ve fahri üyeliklerine kabul edildi. Çalışmalarından dolayı birçok ödül aldı. Bunlardan bazıları 1925&#8242;de Londra&#8217;daki Royal Society&#8217; nin Copley Madalyası ve 1935&#8242;de Franklin Institute &#8216;deki Franklin Madalya&#8217;sıdır.<br />
        Einstein&#8217;in yetileri onu entellektüel bir yalnızlıkta ikamete zorlamıştır. Müzik dinlemek hayatında önemli rol oynamıştır. Mileva Maritsch ile 1901&#8242;de evlendi ve iki oğlu oldu. Bir süre sonra da ayrıldılar, sonra kuzeni Elsa ile evlendi. Elsa 1936&#8242;da öldü.<br />
            Einstein 1955 &#8216;de 18 Nisan da Princeton New  Jersey&#8217; de  öldü.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.emuhabbet.net/albert-einstein-kimdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yusuf hayaloğlu kimdir ?</title>
		<link>http://blog.emuhabbet.net/yusuf-hayaloglu-kimdir.html</link>
		<comments>http://blog.emuhabbet.net/yusuf-hayaloglu-kimdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 01:12:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[24 Saati]]></category>
		<category><![CDATA[Acayip]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Bahtiyar]]></category>
		<category><![CDATA[Bedel]]></category>
		<category><![CDATA[Bedirhan]]></category>
		<category><![CDATA[Benim]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[hangi ayrılık klibi]]></category>
		<category><![CDATA[hangi ayrılık şiiri]]></category>
		<category><![CDATA[Hani]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata]]></category>
		<category><![CDATA[Kar]]></category>
		<category><![CDATA[Kod]]></category>
		<category><![CDATA[Ndan]]></category>
		<category><![CDATA[Sabah]]></category>
		<category><![CDATA[Sap]]></category>
		<category><![CDATA[Solunum]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[Yazan]]></category>
		<category><![CDATA[yusuf hayaloğlu]]></category>
		<category><![CDATA[yusuf hayaloğlu hangi ayrılık klibi]]></category>
		<category><![CDATA[yusuf hayaloğlu hangi ayrılık şiir klibi]]></category>
		<category><![CDATA[yusuf hayaloğlu hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[yusuf hayaloğlu kimdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.emuhabbet.net/?p=170</guid>
		<description><![CDATA[Yusuf hayaloğlu kimdir ? akciğerinde oluşan ödem nedeniyle son 24 saati yoğun bakımda geçiren Yusuf Hayaloğlu bugün sabah saatlerinde solunum yetmezliğinden hayata gözlerini yumdu.03.03.2009&#8230; başta Ahmet Kaya olmak üzere birçok sanatçının şarkı sözlerini yazan, aynı zamanda Ahmet kKya&#8217;nın eşi Gülten Kaya&#8217;nın ağabeyi olan Yusuf Hayaloğlu 3 çocuk babasıydı. arkasında yüzlerce şarkı sözü ve &#8220;gözleri intihar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.emuhabbet.net/wp-content/uploads/2009/09/yusuf_hayaloglu.jpg"><img src="http://blog.emuhabbet.net/wp-content/uploads/2009/09/yusuf_hayaloglu.jpg" alt="yusuf_hayaloglu" title="yusuf_hayaloglu" width="250" height="359" class="aligncenter size-full wp-image-171" /></a></p>
<p>Yusuf hayaloğlu kimdir ?</p>
<p>akciğerinde oluşan ödem nedeniyle son 24 saati yoğun bakımda geçiren Yusuf Hayaloğlu bugün sabah saatlerinde solunum yetmezliğinden hayata gözlerini yumdu.03.03.2009&#8230;</p>
<p>başta Ahmet Kaya olmak üzere birçok sanatçının şarkı sözlerini yazan, aynı zamanda Ahmet kKya&#8217;nın eşi Gülten Kaya&#8217;nın ağabeyi olan Yusuf Hayaloğlu 3 çocuk babasıydı.</p>
<p>arkasında yüzlerce şarkı sözü ve &#8220;gözleri intihar mavi&#8221; adlı bir de şiir kitabı bırakan hayaloğlu&#8217;nun ,&#8221;hani benim gençliğim&#8221;, başım belada&#8221;, &#8220;kod adı bahtiyar, &#8220;başkaldırıyorum&#8221;, ayrılığın hediyesi, yüreğim kanıyor&#8221; gibi onlarca şarkı sözü ahmet kaya tarafından bestelenmiş ve yorumlanmıştı. yusuf hayaloğlu 56 yaşındaydı&#8230;</p>
<p>***hem şair hem ressam, hem de müzik adamıydı ama yıllarca bekledi. emeğinin gerçek karşılığını bulması için bekledi. bu bedel yüksekti. çünkü bir şeyin değeri bedeliyle menkuldü ve o fiyat verildi. sadece dokuz (9) şiir için tam yüzyirmibeş bin dolar(125 000) aldı, kasede okudu..kitabı ise yolda.</p>
<p>Yusuf Hayaloğlu’ndan bahsediyoruz. Onlarca sanatçının okuduğu &#8216;Dağlarda kar olsaydım&#8217; yada İbrahim Tatlıses’in meşhur &#8216;Nankör kedi&#8217; gibi türkülerinin yaratıcısı.. Veya &#8216;Yorgun Demokrat&#8217;ın, &#8216;Nazlıcan ve Bedirhan&#8217;ın, &#8216;Hani benim gençliğim&#8217;in, &#8216;Bir acayip adam&#8217;ın ve yüzlercesinin şairi&#8230; Ezilenleri, altta kalanları, tutunamayanları bir baltaya sap olamayanları yazıyor. Yusuf Hayaloğlu, hayata bakışını, neden bu kadar beklediğini, şiirlerinin arkasındaki bilinmeyen dünyasını İMEDYA’ya anlattı.</p>
<p>Pazar günü ikindi vakti Cihangir’de bir apartmanın giriş katındaki küçük dairesinin kapısını çaldığımızda, tatlı gülümsemesiyle karşıladı bizi. Tek başınaydı. Ne bir koruması, nede menejeri vardı yanında. Önce vakti geldiği için arka taraftaki şirin bahçesini suladı, sonra soğuk bir şeyler ikram etti, ardından marlborosunu yaktı ve başladık sohbete.</p>
<p>17-18 yaşlarına kadar amaçsız ve bir o kadar haşarı geçen gençliğini anlattı önce. Kendisini hiç inşa etmemiş bir insandı. Ardından gelen yoğun bir araştırma öğrenme dönemi.. Ama ne araştırma.. Kur’an’dan Marksizm’e, Maosizm’e, Budizm’den Freud’a kadar bütün felsefeler ve dogmalar.. &#8221;Kendime bir iç şemşiye aradım. Bunu buluncaya kadar hiçbir örgüte, partiye, derneğe girmedim.&#8221; diyor Yusuf Hayaloğlu:</p>
<p>&#8221;Bütün bu felsefelerin hayatı tam açıklamadığını ve zorlandığını gördüm. Teori, pratiği belirlemeye çalışıyordu ama pratik buna direniyordu. Bunun nedenini araştırdım ve doğanın şaşmaz dengesinde, kusursuzluğunda buldum. Doğaya aykırı hiçbirşey mümkün değil. Değiştirmek mümkün değil. Pratikte ne ise onu anlamalısın. Onu zorlayarak değiştiremezsin. Onu, o pratiğin içindeyken değiştirebilirsin. Dışardan ahkam keserek değiştiremezsin. Birden iç şemsiyeyi buldum ve natüralist olmaya karar verdim.&#8221;</p>
<p>İşte bugünkü Yusuf’u böyle yakalamış: &#8221;Şu anda bir uçaktan dünyayı seyreder gibiyim. Ordan tel örgüler gözükmüyor. Yukardan baktığın zaman, dev bir coğrafya.. İnsanlar karınca sürüsü gibi, evler kibrit kutusu gibi. Ayrılıkların anlamı olmadığını gördüm. Hepimiz doğanın parçasıyız. Olabildiğince sevmek, iyi yaşamak, ahlaklı, erdemli olmak lazım.&#8221;</p>
<p>Yusuf Hayaloğlu bir buçuk sene önce ilk şiir albümü ‘Ah Ulan Rıza’yı çıkardı. Ardından geçtiğimiz günlerde ikincisi geldi, &#8216;Bir Acayip Adam&#8217;:</p>
<p>Hayaloğlu, ilk albümün dinleyicilere biraz ağır geldiğini, şimdi ise daha basit, anlaşılır şiirler seçtiğini söylüyor. Türkiye’de sadece kendisine mahsus özelliği ise kendi şiirlerini okuması, onlara besteler yapması. Yani herşeyiyle kendine ait, bir anlamda ‘Sesli kitap’..</p>
<p>Ama sırada yazılı kitap da var. Şimdiye kadar hiç kitabı olmamış. &#8221;Artık zamanı geldi&#8221; diyor. &#8221;Neden?&#8221; sorusuna şu ilginç ve bir o kadar düşündürücü cevabı veriyor:</p>
<p>&#8221;Albümü yapmaya zorlayan koşullar şöyle gelişti. Ben kendi kârımı düşündüm. Onun için geç kaldı. Materyalist anlamda değil. Mantığım şu: ‘Benim emeğim para etmeyecek kadar basitse, o zaman sende benim kasetimi yapma.’ Bu bedel yükseldi, tatmin edici bir noktaya gelince, ‘tamam’ dedim. Kitapta da aynısını yapıyorum. Şiir kasetinde Türkiye’nin gelmiş geçmiş en yüksek şiir telifini alan insanım. 125 bin dolar aldım 9 şiir için.. Tek şiir 13-14 bin dolar yapıyor. Bu bir övünme değil. Bu şu demek: Bir şeyin değeri bedeliyle menkuldür. Sen bir şeye çok büyük değer biçebilirsin ama bakalım o parayı veren var mı? Şimdi onu kanıtladım ben. Benim şiirimin kaç para ettiğini kanıtladım . Aynı şeyi kitapta da yapıyorum. Ve Türkiye’de gelmiş geçmiş, ölmüş veya yaşayan insanların alıp alacağı en yüksek telifi iki üç puan yüksek alıyorum. Bu yakında da çıkacak.&#8221;</p>
<p>Yusuf Hayaloğlu kendi deyimiyle halk şiiri yapıyor. İşte ilk albümüne isim veren ‘Ah Ulan Rıza’dan bir pasaj:</p>
<p>Neden hala gelmedi<br />
Yoksa saatimi şaşırdı bu hıyar<br />
Gerçi hiç saati olmadı ama en azından birine sorar<br />
Cebimde bir lira desen yok<br />
Madara olduk meyhaneye<br />
Ah eşek kafam benim<br />
Nasıl da güvendim bu hergeleye<br />
Gelse balığa çıkacaktık<br />
Ne çekersek kızartıp<br />
Bir kilo rakıyla yutacaktık.<br />
Bu sandalı geçen hafta çalıntıdan düşürdük<br />
Arkadaşlar ısrar etti<br />
Biz de iyi olur bize uyar diye düşündük.<br />
&#8230;</p>
<p>Böyle devam edip giden ve Hayaloğlu’nun yorumuyla insanın tüylerini diken diken eden bir şiir ‘Ah Ulan Rıza’&#8230;</p>
<p>Halk şiirini şöyle savunuyor şair:</p>
<p>&#8221;Halk şiiri yapmanın zararı yok. Ne diyorlarsa desinler. Ben halkı seviyorum. Yani natürel, avam yaşamayı seviyorum. Kültürüm de bu, sokaktan gelmeyim. Bunu da inkar etmiyorum. Zamanında kolej muadili okudum, akademi okudum, batı kültürü okudum, Şekspir, Marks okudum. Yani sonuçta hiçbirşey değil, hiçbiryere varamıyorsun. Yani gelip geleceğin nokta bir kara toprak derler ya. Neticede halkın denizine giriyorsun. O denize girdiğin zamanda tertemiz oluyorsun, mis gibi oluyorsun. Bunda ne zarar var. Başta biraz zorlayarak oldu. Şimdi tamamen hazmettim. Geldiğim yere geri döndüm. Ordan gelmiştim. Başka yere uçtuk, bir marifetmiş gibi. Sanatçılara da onu tavsiye diyorum. Şatolarından çıksınlar. Kozalarından çıksınlar. Halkın içine karışsınlar. İki tane entel barda oturup kendi kendilerine sanat yapıyorlar. Kendi kendilerine şiir okuyor, kendi kendilerine ödül veriyorlar. Kendi kendilerine dergi çıkartıyorlar. Kitap çıkarıyorlar. 1500 tane basıyorlar, onu da eşe dosta hediye ediyorlar. Gelsinler halkın denizinde yıkansınlar, arınsınlar biraz.&#8221;</p>
<p>Yusuf Hayaloğlu bu konuda çok dolu. Mesele ‘türkü’ye geliyor:</p>
<p>&#8221;Türkü hayatın bizatihi kendisi. Halkın kendisini ifade ettiği sözlü müzikli bir durum. Bazı TV kanallarında türkü yasak. RTÜK’ten dolayı sabahın 5’ine koyuyorlar. Gazete çıkarıyorsun, halkın kültürüyle alakası yok. Sanat sayfası yapıyorsun. Tam sayfa caz. Tam sayfa bilmem ne. Bunların ne alakası var bizim kültürümüzle. Ondan sonrada ‘niye halk okumuyor’ diye soruyorlar. Halk yok ki yayınlarda. Türkü dinlemeyen halkı bilemez. Türkü bin yıllardır var, ortaasyadan akıp geliyor. Nerelerde konaklamış. Nereleri dolaşmış ve gelmiş Anadolu’nun bağrında akıyor. Sen bu ırmağı görmezden geldiğin zaman, zaten hiçbir yerini kavrayamazsın. Ezilenleri, altta kalanları, tutunamayanları bir baltaya sap olamayanları seviyorum. Onlar bana hoş geliyor. Halin vaktin yerinde hiçbir problemin yok, neyini yazacağım ben senin yani. İyi durumdaki bir adamın, herşey çok güzel demesinden sıkılıyorum. Sanatçının ekmeği burada, hayatın çelişkilerinden mağduriyetlerinden çıkar.&#8221;</p>
<p>Hayaloğlu halkın içinde olunca, bir o kadarda siyaset ve ekonomiyle ilgili. Ve yaptığı şu yorum bugünkü sosyal bunalıma felsefik bir pencere açıyor:</p>
<p>&#8221;Çok çalkantılı dönemler yaşadım, ekonomik yönden&#8230; Ama halkı bu kadar umutsuz, mutsuz hiç görmemiştim. Yarına dair hiçbir umut kalmamış. Bu, en büyük uçurum, en büyük reaksiyon&#8230; Nasıl sosyal bir patlama olmuyor inanamıyorum. Bu korkunç bir tevekkül, korkunç bir sabır. Allah sabır versin. Ama insanlar artık akıllandı. Vatan, millet nutukları ekonomiyi açıklamıyor. Halk, &#8216;Sen bunları derken benim cebimdekini götüyorsan, lanet olsun&#8217; diyor. Halk bunu görmüş artık. Herkesin elinin kendi cebinde olduğunu görmüş. Komünizm niye çöktü? Herşeyin devletin olmasından ve devletin içinde devletten palazlanan insanlardan dolayı çöktü. İnsan mutsuzsa hiçbir ideoloji onu etkilemez. Bir çocuğun karnı açsa sen ona dünyanın en güzel masalını da anlatsan o çocuk ağlar. Karnı tok olan, masallar arasında tercih yapar. Çocuğun karnı aç. Halkın karnı aç, ne masal anlatırsan anlat. O yüzden halk tercihlerini de ideolojik olarak yapmıyor. Halk kimde ekmek olacağını sanıyorsa ona sarılıyor. Ama denize düşen yılana sarılır.&#8221;</p>
<p>Hayaloğlu ile sohbet çok tatlı, çok uzun.. Ve buraya sadece küçük bir bölümünü alabildik. İki saatten fazla kaldığmıız o küçük, şirin dairesinden bir daha görüşmek üzere, fakat bu defa diğer kaseti beklemeden buluşmak üzere ayrılıyoruz.</p>
<p>demek simdi gidiyorsun&#8230;</p>
<p>demek şimdi gidiyorsun;<br />
yazdığımız son şiir öylece yarım kalacak!<br />
demek şimdi gidiyorsun;kuşlarımız acıkacak,saksılarımız artık sulanmayacak!<br />
demek öykümüzü bir ruj lekesi gibi yapıştırıp<br />
aynanın sahtekâr yüzüne<br />
demek şimdi gidiyorsun;<br />
beni böyle toz gibi dağıtıp merdivenlerin dibine!</p>
<p>her şey tamam diyorsun,git&#8230;<br />
beni viran bir şehir gibi terket&#8230;<br />
haydi git!<br />
dışarısı ispiyon&#8230;dışarısı ihanet&#8230;<br />
seni bir gören olmasın,dikkat et!..</p>
<p>dostlukmuş&#8230;ölüme yürümekmiş&#8230;<br />
üstüne titremekmiş&#8230;vefaymış!..<br />
aşk dediğin,zavallı bir kapıyı duvara çarpıp<br />
çıkıncaya kadarmış!..<br />
bana koymaz deyip<br />
sancını bir kilo rakıya gömsen de gece yarıları,<br />
asıl sancı,uyandığında<br />
bütün odaları boş görünce koyarmış!.</p>
<p>gitmek istiyorsun,git&#8230;<br />
bir delikanlı asla vedalaşmaz!<br />
durma git!<br />
dışarısı dinamit&#8230;dışarısı enkaz!<br />
şunu cebine koy,ne olur ne olmaz..</p>
<p>ihtilal mağdurlarıydık,kimsemiz yoktu,<br />
yaralarımız aman vermiyordu canımıza..<br />
kimseye kıymamıştık oysa,masumduk..<br />
rahatsız ediyordu bizi bu yalancı tarih!<br />
yırtılan bir pankart gibi<br />
şehirlerin ortasına çığ düşürdüyse öfkemiz;<br />
en az bir karıncanın yüreği kadar<br />
namuslu ve çalışkandı ellerimiz!</p>
<p>artık bitti diyorsun,git..<br />
kırılsın kapı-çerçeve,kırılsın bu cam..<br />
sorma git!<br />
dışarısı panik..dışarısı izdiham!<br />
biliyorum,seni vuracaklar bu akşam&#8230;</p>
<p>ne çok fire verdik üstüste..<br />
ne çok arkadaş yitirdik bu tozlu yolculukta..<br />
kimliği tespit edilmemiş,<br />
ne çok ceset vurdu zeytin güzeli akşamlarımıza!<br />
büyük ütopyalar ve büyük dağlar gibi<br />
içerden çürümüşüz meğerse&#8230;<br />
-oy benim yaralım-<br />
her gelen ölüm yazmış,<br />
her giden ayrılık işlemiş bu talihsiz maceramıza&#8230;</p>
<p>kendini arıyorsun,git..<br />
aptal bir hayat kur,içinde beni barındırmayan<br />
kalma git..<br />
dışarısı barut..dışarısı gardiyan!<br />
yine bir tek ben olurum sana parçalanan..</p>
<p>demek şimdi gidiyorsun;<br />
sonunda bizi de çökertiyor bu kancık zelzele!<br />
demek şimdi gidiyorsun;<br />
yıkılan bir duvar gibi;ömrüme devrile devrile..<br />
demek mecburi istikametlerin,<br />
ayrılığı gösteren o adaletsiz kavşağında<br />
oy benim yaralım<br />
demek şimdi gidiyorsun,<br />
ve bana bir tek secenek kalıyor:güle güle!</p>
<p>beni öldürüyorsun,git..<br />
kalmasın sende kahrım,kalmasın derdim<br />
bakma git<br />
kafamı yumruklayıp ardınsıra ağlarsam şerefsizim&#8230;</p>
<p>yusuf hayaloğlu&#8230;</p>
<p>Yusuf hayaloğlunun hangi ayrılık şiirini aşağıdan seyredebilirsiniz&#8230;</p>
<p><embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-4589439786194182414&#038;hl=tr&#038;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash> </embed></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.emuhabbet.net/yusuf-hayaloglu-kimdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Murat boz kimdir ?</title>
		<link>http://blog.emuhabbet.net/murat-boz-kimdir.html</link>
		<comments>http://blog.emuhabbet.net/murat-boz-kimdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Sep 2009 23:57:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal]]></category>
		<category><![CDATA[Cola Turka]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Halk]]></category>
		<category><![CDATA[Hande Yener]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Istanbul Teknik üNiversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Istikbal]]></category>
		<category><![CDATA[Karadeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Mcdonalds]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Boz]]></category>
		<category><![CDATA[murat boz hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[murat boz kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[murat boz uçurum klibi]]></category>
		<category><![CDATA[Nda]]></category>
		<category><![CDATA[Nil Karaibrahimgil]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Reklam]]></category>
		<category><![CDATA[Senin]]></category>
		<category><![CDATA[Temel]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Vokal]]></category>
		<category><![CDATA[Zonguldak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.emuhabbet.net/?p=168</guid>
		<description><![CDATA[7 Mart 1980 Tarihinde Zonguldak&#8217;da doğdu. Karadeniz Ereğli (Zonguldak)&#8217;de doğan Murat Boz 1996 senesinde İstanbul&#8217;a gelerek Güzel Sanatlar Lisesi eğitimini burada tamamladı. Bu dönem içerisinde Atatürk Kültür Merkezi ve Cemal Reşit Rey’de vokalist olarak performanslarda bulunan Boz, 1998 senesinde Milliyet Gazetesi’nin düzenlediği “Liseler Arası Müzik ve Halk Oyunları Yarışması”nda birinci oldu. 1999 senesinde Bilgi Üniversitesi&#8217;nde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.emuhabbet.net/wp-content/uploads/2009/09/murat-boz-kimdir.jpg"><img src="http://blog.emuhabbet.net/wp-content/uploads/2009/09/murat-boz-kimdir.jpg" alt="murat boz kimdir" title="murat boz kimdir" width="150" height="200" class="aligncenter size-full wp-image-167" /></a></p>
<p>7 Mart 1980 Tarihinde Zonguldak&#8217;da doğdu. Karadeniz Ereğli (Zonguldak)&#8217;de doğan Murat Boz 1996 senesinde İstanbul&#8217;a gelerek Güzel Sanatlar Lisesi eğitimini burada tamamladı. Bu dönem içerisinde Atatürk Kültür Merkezi ve Cemal Reşit Rey’de vokalist olarak performanslarda bulunan Boz, 1998 senesinde Milliyet Gazetesi’nin düzenlediği “Liseler Arası Müzik ve Halk Oyunları Yarışması”nda birinci oldu.</p>
<p>1999 senesinde Bilgi Üniversitesi&#8217;nde ‘Caz Vokal Bölümü’nü kazanan Murad Tokuş, 2003 senesinden beri İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuarı Temel Bilimler Bölümü’nde eğitimine devam ediyor. Şu ana kadar Tarkan, Nilüfer, Nazan Öncel, Nil Karaibrahimgil, Grup Hepsi ve Hande Yener gibi sanatçıların sahne performanslarında ve albümlerinde yer alan Boz, aynı zamanda birçok reklam müziğinde de bulundu (McDonalds, İstikbal, Cola Turka).</p>
<p>2006 yılında “Aşkı Bulamam Ben” adlı single’ını yayınlayan Murat Boz, 2007 senesinde de “Maximum” adlı ilk albümünü piyasaya sürdü. “Aşkı Bulamam Ben” single’ı ile müzik çevresinden beğeni toplamayı başaran Boz, albümün prodüktörlüğünde Ozan Çolakoğlu yönetimindeki Sarı Ev ile birlikte çalıştı. Stardium Müzik Yapım etiketiyle yayınlanan albümden ilk video klip çalışması albümle aynı ismi taşıyan parçaya seçilirken, sanatçı video klibin yönetmenliğini de üstlendi. 2007 senesinin Ağustos&#8217;unda Püf adlı şarkısının klibini çekti.</p>
<p>Diskografi</p>
<p>AŞKI BULAMAM BEN &#8211; 2006 / Stardium<br />
MAXIMUM &#8211; 2007 / Stardium</p>
<p>Singlelar</p>
<p>2006 : Aşkı Bulamam Ben<br />
2007 : Senin için </p>
<p>Murat Boz Uçurum klibini aşağıdan seyredebilirsiniz </p>
<p><embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=3191184555296224715&#038;hl=tr&#038;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash> </embed></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.emuhabbet.net/murat-boz-kimdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mehmet Ali Erbil Kimdir?</title>
		<link>http://blog.emuhabbet.net/mehmet-ali-erbil-kimdir.html</link>
		<comments>http://blog.emuhabbet.net/mehmet-ali-erbil-kimdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Sep 2009 00:08:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[mali]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Ali Erbil]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Ali Erbil Kim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.emuhabbet.net/?p=136</guid>
		<description><![CDATA[Biyografi  Tiyatro ve sinema sanatçısı Saadettin Erbil&#8217;in oğlu olarak 8 Şubat 1957&#8242;de İstanbul’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul, Ankara ve Balıkesir&#8217;de yaptı. 1970 yılında Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Yüksek Bölümü’ne yatılı olarak girdi ve bu dönemde Devlet Tiyatrosu’nda konuk oyuncu olarak baş rolde En İyi Tiyatrocu Ödülü’nü kazandı. Buradan mezun olduktan sonra, Devlet Tiyatrosu&#8217;nda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong></p>
<div id="attachment_137" class="wp-caption aligncenter" style="width: 292px"><a href="http://blog.emuhabbet.net/wp-content/uploads/2009/09/mali.jpg"><img class="size-full wp-image-137" title="mali" src="http://blog.emuhabbet.net/wp-content/uploads/2009/09/mali.jpg" alt="mehmet ali erbil" width="282" height="257" /></a><p class="wp-caption-text">mehmet ali erbil</p></div>
<p></strong></p>
<p><strong>Biyografi </strong></p>
<p>Tiyatro ve sinema sanatçısı Saadettin Erbil&#8217;in oğlu olarak 8 Şubat 1957&#8242;de İstanbul’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul, Ankara ve Balıkesir&#8217;de yaptı. 1970 yılında Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Yüksek Bölümü’ne yatılı olarak girdi ve bu dönemde Devlet Tiyatrosu’nda konuk oyuncu olarak baş rolde En İyi Tiyatrocu Ödülü’nü kazandı.</p>
<p>Buradan mezun olduktan sonra, Devlet Tiyatrosu&#8217;nda çalışmaya başlayan sanatçı, Başta ‘Küheylan’ olmak üzere birçok oyunda oynadı ve daha sonra tek kanallı yayın döneminde TRT’de ‘Metronom’ adlı eğlence programında Derya Baykal &#8216;la, 1984 yılında da Çiğdem Tunç &#8216;la bir ikili oluşturdular. Özel kanalların açılmasıyla birlikte Erbil, TRT’den Kanal 6’ya geçiş yaptı. Daha sonra InterStar ve ATV’de dizi, Show TV ’ de de program yaptı.</p>
<p>ATV&#8217;de canlı yayınlanan &#8220;Ya Şundadır Ya Bunda&#8221; adlı programı sunarken yaptığı RTÜK yasasına uygun olmayan hareketinin ardından televizyon programlarına ara vermiştir. Daha önce Emel Sayın&#8217;la birlikte Aşkım Aşkım adlı dizide oynamıştır.</p>
<p>Kanal D’de yayınlanan yarışma programı &#8220;Çarkıfelek&#8221; ve ATV’de uzun bir süre yayınlanan &#8220;Tatlı Kaçıklar&#8221; dizisiyle zirveye çıkan başarılı şovmen, &#8220;Harakiri&#8221; ve &#8220;Hababam Sınıfı Güle Güle&#8221; adlı filmlerle beyazperdeye geçti.</p>
<p>Son dönemlerde, Sinan Çetin &#8216;in &#8220;Bay E&#8221;, Gani Müjde ’nin &#8220;Kahpe Bizans&#8221;, Ömer Uğur’un yönettiği &#8220;Hemşo&#8221; adlı filmlerde rol aldı. Uzun bir hastalık döneminden sonra tekrar izleyiciler karşısına geçen Erbil, TRT’de yayınlanan “Bir Başka Gece” adlı programın sunuculuğunu yapmaktadır. Kanal 1&#8242;de yayınlanan Çarkıfelek adlı programı sunuyordu. Ramazan geldikten sonra Fox&#8217;a Ece ve Çarkıfelek ile birlikte geçmiştir. Kanal 1&#8242;de Aşkım Aşkım dizisinde oynuyordu, fakat kanal değişikliği yüzüden dizi sona erdi. Fox TV&#8217;de Ece sona erdi, fakat Çarkıfelek ile birlikte 50 Sarışın programı başladı. 50 Sarışın cuma akşamları 19.15&#8242;te yayınlanıyor. Pazartesi&#8217;den Perşembe&#8217;ye Tuba Ünsal&#8217;la Çarkıfelek&#8217;i sunuyor.<br />
<strong>Özel yaşamı</strong> </p>
<p>Dünyada sadece 100 kişide görülen &#8220;kaçış sendromu&#8221; hastası olan Erbil, evli ve 3 çocuk babasıdır vede koylu bir Fenerbahçe taraftaridir.</p>
<p>Büyük dedesi Şeyh Es’edê Erbîlî&#8217;nin 1835 yılında Erbil&#8217;de doğmuş ve sonradan İstanbul&#8217;a göç etmiş bir Kürt olduğuna dair haberler yayınlanmıştır. Mehmet Ali Erbil bu konuda bilgisi olmadığını söylemiştir.<br />
<strong>Oynadığı Tiyatro Oyunları</strong> </p>
<p>Artiz Mektebi<br />
Hisseli Harikalar Kumpanyası<br />
Bin Yıl Önce Bin Yıl Sonra<br />
Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım<br />
Küheylan<br />
<strong>Oynadığı Dizi ve Filmler</strong> </p>
<p>Aşkım Aşkım&#8230;.Şener Uzun<br />
Maskeli Beşler: Kıbrıs&#8230;.Rocky Selim<br />
Yıldızlar Savaşı<br />
Emret Komutanım Şah Mat&#8230;.Emekli KGB ajanı Karpov<br />
Dünyayı Kurtaran Adam&#8217;ın Oğlu&#8230;.Kartal Kaptan<br />
Keloğlan Karaprens&#8217;e Karşı&#8230;.Keloğlan<br />
Hababam Sınıfı Üç Buçuk&#8230;.Deli Bedri<br />
Maskeli Beşler İntikam Peşinde&#8230;.Cezaevi Müdürü<br />
Hırsız Var!&#8230;.Mafya Babası Ekrem<br />
Hababam Sınıfı Askerde&#8230;.Deli Bedri/Bedri Binbaşı<br />
Hababam Sınıfı Merhaba&#8230;.Deli Bedri<br />
Teberik Şanssız<br />
Ömerçip&#8230;.Şoför Adnan<br />
Büyümüş De Küçülmüş&#8230;.Tarcan/Afacan (Ses)<br />
En Son Babalar Duyar&#8230;.Naylon Evlat Semih<br />
Hastayım Doktor&#8230;.Dr.Talat Can<br />
Hemşo&#8230;.Yaşar<br />
Aşkım Aşkım&#8230;.Şener Uzun<br />
Kahpe Bizans İlletyus<br />
Tatlı Kaçıklar&#8230;.Rafet<br />
Bay E<br />
Hülya<br />
Hababam Sınıfı Güle Güle<br />
Aşk Dediğin Laftır<br />
Şıpsevdi<br />
Harakiri<br />
Sevmek ve Ölmek Zamanı<br />
Ece&#8230;.Ege<br />
Allah Allah (1987)<br />
kaynak : wikipedia</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.emuhabbet.net/mehmet-ali-erbil-kimdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Abdülkadir Geylani Kimdir?</title>
		<link>http://blog.emuhabbet.net/abdulkadir-geylani-kimdir.html</link>
		<comments>http://blog.emuhabbet.net/abdulkadir-geylani-kimdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Sep 2009 00:04:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülkadir Geylani]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülkadir Geylani kim]]></category>
		<category><![CDATA[Geylani]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.emuhabbet.net/?p=132</guid>
		<description><![CDATA[Abdülkadir Geylani (Arapça: عبد القادر الجيلانى &#8216;Abd al-Qadr Jīlānī, Farsça: عبد القادرگیلانی Gīlānī ; 1078-1166), İslam bilgini. Kadiri tarikatının kurucusudur. Muhyiddîn, Kutb-i Rabbânî, Kutb-i a&#8217;zam, Gavs, Gavs-ül a&#8217;zam, Sultân-ul-evliyâ (evliyaların sultanı) olarak da anılır. Künyesi Ebu Muhammed&#8217;dir. Babası Ebu Salih bin Musa Cengidost&#8217;tur. Annesinin ismi Fatıma, lakabı Ümm-ül-hayr olup o da peygamber soyundan gelmektedir. Bundan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.emuhabbet.net/wp-content/uploads/2009/09/Abdulkadir-Geylani.bmp"><img class="aligncenter size-full wp-image-134" title="Abdulkadir Geylani" src="http://blog.emuhabbet.net/wp-content/uploads/2009/09/Abdulkadir-Geylani.bmp" alt="Abdulkadir Geylani" /></a></p>
<p>Abdülkadir Geylani (Arapça: عبد القادر الجيلانى &#8216;Abd al-Qadr Jīlānī, Farsça: عبد القادرگیلانی Gīlānī ; 1078-1166), İslam bilgini. Kadiri tarikatının kurucusudur.</p>
<p>Muhyiddîn, Kutb-i Rabbânî, Kutb-i a&#8217;zam, Gavs, Gavs-ül a&#8217;zam, Sultân-ul-evliyâ (evliyaların sultanı) olarak da anılır. Künyesi Ebu Muhammed&#8217;dir. Babası Ebu Salih bin Musa Cengidost&#8217;tur. Annesinin ismi Fatıma, lakabı Ümm-ül-hayr olup o da peygamber soyundan gelmektedir. Bundan dolayı hem Seyyid hem de Şerif&#8217;tir.</p>
<p>İran&#8217;ın Geylan şehrinde 1078 (h.471) yılında doğdu. 1166 (h.561) yılında Bağdat’ta vefat etti. Türbesi Bağdat’tadır. Doğmadan önce peygamber babasının rüyasına girer ve derki ona iyi bak o benim oğlumdur der ve ileride büyük birveli olacağının haberini verir. Doğduğunda babası Musa Cengidost,oğlunun karşısında namaz kılar vaziyette,elleri bağlı olarak saygı göstermiştir. Çok küçük yaşlardan itibaren farklı bir yapısı olduğu çeşitli kaynaklarda belirtilmektedir. Bağdat&#8217;ta dönemin tanınmış âlimlerinden dersler alarak hadis, fıkıh ve tasavvuf eğitimini geliştirdi.</p>
<p>Hocalarından Ebu Said Mahzumi&#8217;nin medresesinde haftada üç gün pazartesi, salı ve cuma gecesi verdiği ders ve vaazları çok yoğun ilgi görmüştür. İslam Tasavvuf&#8217;unu herkesin anlayacağı şekilde sundu. Önceden Şafii mezhebi&#8217;nde idi. Hanbeli mezhebi unutulmak üzere olduğundan, Hanbeli mezhebine geçti ve bu tercihi mezhebin yayılmasında etkin bir yeri olmuştur.</p>
<p>Abdülkâdir Geylânî çok sayıda kız ve erkek çocuk sahibi olmuştur. Onlar vâsıtasıyla Kadirilik Mısır, Kuzey Afrika, Endülüs (İspanya), Irak, Suriye ve Anadolu&#8217;ya yayılmıştır. Oğullarından Ebû Abdurrahmân Şerafeddîn Îsâ Mısır&#8217;a yerleşmiş olup Mısır&#8217;daki Kâdirî şeriflerin dedesidir. Abdülkâdir Geylânî&#8217;nin torunları, Kuzey Afrika&#8217;da daha çok &#8220;Şerif&#8221;, Irak, Suriye ve Anadolu&#8217;da ise Seyyid ve Geylânî diye anılmaktadır. 2005 yılında çekilen ve Kurtlar Vadisi Irak filminde bu tarikatın ritüellerine ışık tutulmuş ve zikir ayini temsil edilmiştir. Kadirî tarikatının kurucusudur.</p>
<p>kaynak : wikipedia</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.emuhabbet.net/abdulkadir-geylani-kimdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanuni sultan suleyman kimdir ?</title>
		<link>http://blog.emuhabbet.net/kanuni-sultan-suleyman-kimdir.html</link>
		<comments>http://blog.emuhabbet.net/kanuni-sultan-suleyman-kimdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Sep 2009 22:30:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[1 ci suleyman]]></category>
		<category><![CDATA[1. suleyman]]></category>
		<category><![CDATA[dünyanın sahibi süleyman]]></category>
		<category><![CDATA[kanuni sultan suleyman]]></category>
		<category><![CDATA[kanuni sultan suleyman hayati]]></category>
		<category><![CDATA[kanuni sultan suleyman kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[muhtesem suleyman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.emuhabbet.net/?p=114</guid>
		<description><![CDATA[Kanuni Sultan Süleyman Osmanlı sultanlarının onuncusu ve İslam halifelerinin yetmişbeşincisi. Saltanatı: 1520-1566 Babası: Yavuz Sultan Selim- Annesi: Hafsa Sultan Doğumu: 27 Nisan 1495 Vefatı: 7 Eylül 1566 1509&#8242;da Kefe sancakbeyliğine gönderilinceye kadar babasının yanında kalmış ve bu müddet içinde iyi bir öğrenim ve eğitim görmüştür. Babası Yavuz Sultan Selim&#8217;in 1514 İran ve 1516 Mısır seferleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kanuni Sultan Süleyman </p>
<p>Osmanlı sultanlarının onuncusu ve İslam halifelerinin yetmişbeşincisi. </p>
<p>Saltanatı: 1520-1566<br />
Babası: Yavuz Sultan Selim- Annesi: Hafsa Sultan<br />
Doğumu: 27 Nisan 1495 Vefatı: 7 Eylül 1566 </p>
<p>1509&#8242;da Kefe sancakbeyliğine gönderilinceye kadar babasının yanında kalmış ve bu müddet içinde iyi bir öğrenim ve eğitim görmüştür. Babası Yavuz Sultan Selim&#8217;in 1514 İran ve 1516 Mısır seferleri sırasında Rumeli&#8217;nin muhafazası ile görevlendirildi ve Edirne&#8217;de oturdu. Babasının vefatı ile de 30 Eylül 1520 tarihinde 26 yaşında iken Osmanlı tahtına çıktı.</p>
<p>Belgrad&#8217;ın fethi (1521) ile Orta Avrupa’nın, şövalyelerin üssü olan Rodos&#8217;un zaptı (1522) ile de Akdeniz hakimiyetinin kapılarını devletine açtı. 1526&#8242;da yüz bin kişilik ordusuyla ve üç yüz kadar top ile Mohaç Ovası&#8217;nda Macar ordusuyla karşılaştı. Bu durumda sancaklarını açık ellerini semaya doğru kaldıran sultan; &#8220;Ya Rabbi! Senin kudret ve himayeni diliyor, Hazret-i Muhammet&#8217;in ümmetine yardımını niyaz ediyorum&#8221; diye yalvardı. Tarihin bu en büyük meydan savaşında düşman ordusunu yok eden Kanuni, 20 Eylül&#8217;de Macaristan&#8217;ın başşehri Budin&#8217;e girdi. 1529&#8242;da Viyana muhasara edildi ise de kuşatma vasıtalarının getirilmemesi ve kış mevsiminin yaklaşması üzerine neticesiz kaldı. 1532&#8242;de Alman seferine çıkan Kanuni, Viyana&#8217;yı arkada bırakarak Gratz, Marburg, Gunss ve daha bir çok Alman şehirlerini zaptetti. Yedi ay Avrupa içlerinde dolaştığı halde imparator karşısına çıkmaya cesaret edemeyince geri döndü. </p>
<p>1534&#8242;te Safeviler üzerine sefere çıkan Sultan, Bağdat ve Basra&#8217;yı zaptetti. Bağdat&#8217;ta evliya kabirlerini ve Kerbela&#8217;da Hazreti Ali ve Hazreti Hüseyin&#8217;in makamlarını ziyaret eden Kanuni, Abdülkadir-i Geylani hazretlerinin kabrine türbe ve yanına imaret yaptırdı. Fetih hareketlerine devam eden Kanuni, 1535&#8242;teTebriz&#8217;i zaptetti. 1537&#8242;de İtalya seferine çıkarak, Otranto&#8217;ya kadar ilerledi. </p>
<p>Karalarda cihan hakimiyetini eline geçiren Kanuni Sultan Süleyman, Barbaros Hayrettin Paşa vasıtasıyla denizlerde de Osmanlı Devleti&#8217;nin gücünü gösteriyordu. Nitekim bu büyük deniz komutanı haçlı donanmasını 27 Eylül 1538&#8242;de Preveze&#8217;de imha ederek, müstesna bir zaferle Akdeniz&#8217;de tam bir Türk hakimiyeti kurdu. Kanuni Süveyş&#8217;te kurduğu donanma ile de Kızıldeniz&#8217;i ve Arabistan sahillerini emniyet altına aldı ve Avrupalıları Hindistan sahillerinden uzaklaştırmaya başladı. </p>
<p>Bu fetihleri; 1543&#8242;te Estergon, Nis ve İstolni-Belgrad, 1551&#8242;de Trablusgarb&#8217;ın zaptı ve 1553&#8242;te Nahcıvan Seferi takip etti. İhtiyar ve hasta bir halde iken 1566&#8242;da yine cihada çıkan bu büyük Türk sultanı, Zigetvar kalesinin zaptı sırasında top sesleri arasında 72 yaşında iken vefat etti. Naşı Süleymaniye&#8217;deki türbesine defnedildi. </p>
<p>Türklerin kendisine Kanuni ve Gazi, Avrupalıların ise &#8220;Muhteşem&#8221; dedikleri Süleyman Han, babasından devraldığı 6,557,000 kilometrekarelik Osmanlı toprağını, yaptığı fetihlerle 14,893,000 kilometrekareye ulaştırdı. Bulunduğu yüzyıl, dünya tarihine Türk asrı olarak geçti. Bu asırda her sahada dahi devlet ve ilim adamları yetişti. Nitekim sadrazamı İbrahim Paşa, Lütfi Paşa, Sokullu Mehmet Paşa; şeyhülislamı Kemal Paşazade, Ebüssuud Efendi, şairi Baki, Fuzuli; sanatkarı Mimar Sinan; kaptan-ı deryası Barbaros Hayrettin Paşa olan bir devletin padişahı Kanuni olurdu. </p>
<p>Sultan Süleyman Han&#8217;ın asıl adından daha fazla bilinip, şöhreti olan Kanuni ünvanı, önceki Osmanlı kanunnamelerini ve devri icabı lüzumlu hükümleri Kanunname-i Al-i Osman adı altında, İslam hukuku esasları dahilinde toplattırıp tanzim ettirmesinden ileri gelmektedir. Kanuni hareket ve sözleri güzel, aklı kamil, nezaketli, irfan sahibi, sözleri tatlı, alim, hakim ve şairlere dost, bütün maddi-manevi iyilikleri şahsında toplamış emsalsiz bir padişahtı. </p>
<p>Pek çok hayrat ve iyilikleri olan Kanuni, imar faaliyetleriyle de uğraştı. Memleketin hemen her yerinde camiler, mescitler, medreseler, hamamlar ve çeşmeler inşa ettirdi. Mimar Sinan&#8217;ın yaptığı Süleymaniye Camii de bu devirde Türk azameti devrinin tacını teşkil etmiştir. Koca Mimar Sinan büyük Hakan&#8217;a; &#8220;Padişahım sana öyle bir cami inşa ettim ki, kıyamete değin ayakta duracak bir metanete sahiptir.&#8221; diyerek bu güzel eserini takdim etmiştir. </p>
<p>Pek çok özellikleri yanında büyük bir şair olan Kanuni Sultan Süleyman&#8217;ın hastalığında yazdığı şu beyti yüzyıllardır dillerde söylenmektedir.</p>
<p>Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, </p>
<p>Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. </p>
<p>Bir olay</p>
<p>Fransa Kral`i bir gün Alman Imparatoru Sarlken´e esir düser. Bunun üzerine validesi derhal Osmanli imparatoru Han´a münacat´ta bulunarak yardim ister. Süleyman Han, derhal Alman Imparatoruna bir name yazdirir : </p>
<p>&#8221; Biz ki, diyar-i Trablusgarbin, diyar-i Libyanin, diyar-i Misirin, diyar-i Rumun, diyar-i &#8230; vesaire´nin fatihi, Sultan Süleyman Han´iz. Sen ki, Almanya Eyaletinin Kral´i Sarlken´sin. Sana deriz ki, tez Fransiz Kral´i kulumuzu serbest birakasin &#8220;. Muhtesem Süleyman´in koskoca Almanya Imparatoruna olan hitabi iste bu sekilde olur.Yazdirdigi o nameyi Alman Kralina göndermek icin bir Pasa dahi tayin etmeye tenezzül etmeyen Süleyman Han, bu ise siradan bir Cavusu vazifelendirmekle iktifa eder. Tabii neticemi ? Fransiz Krali derhal serbest birakilir. Koskoca Kanuni Sultan Sülayman´a karsi durmak öyle kolay degildir.</p>
<p>Hakkında Yazılanlar</p>
<p>1.Kanuni Sultan Süleyman<br />
Hayatı / Mefkuresi / Mücadelesi<br />
Yavuz Bahadıroğlu<br />
Yeni Asya Yayınları / Biyografiler Dizisi </p>
<p>Bir devlet adamı düşünün ki, 46 yıl boyunca ülkesini dünyanın daima zirvede ülkesi olarak idare etmeyi başarmış olsun.<br />
e bir padişah düşünün ki, yarım asra yaklaşan idaresi süresince ülkesinde günümüze ışık tutacak hürriyet ve eşitlik prensiplerine uygun bir idare tatbik etsin.<br />
şte bütün idaresi boyunca seferler, zaferler, adalet, eşitlik ve huzur dolu ülkesini uzun süre zirvede tutmayı başarmış bir devlet adamı:<br />
Kanuni Sultan Süleyman. </p>
<p>Meslek: halife<br />
<a href="http://blog.emuhabbet.net/wp-content/uploads/2009/09/muhtesem-suleyman.jpg"><img src="http://blog.emuhabbet.net/wp-content/uploads/2009/09/muhtesem-suleyman.jpg" alt="muhtesem suleyman" title="muhtesem suleyman" width="410" height="599" class="aligncenter size-full wp-image-115" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.emuhabbet.net/kanuni-sultan-suleyman-kimdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arda Turan&#8217;ın Hayatı</title>
		<link>http://blog.emuhabbet.net/arda-turanin-hayati.html</link>
		<comments>http://blog.emuhabbet.net/arda-turanin-hayati.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Sep 2009 19:56:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[arda turan burda]]></category>
		<category><![CDATA[arda turan kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Arda Turan'ın Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[arda turanla ilgili bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[işte arda turan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.emuhabbet.net/?p=111</guid>
		<description><![CDATA[Kulüp Kariyeri İstanbul Esenyurt’ta doğmuştur. 9 yaşında Bayrampaşa Altıntepsispor’da futbola başlamıştır. Burada top tekniği ve mücadeleci yapısıyla dikkat çekmiş ve 12 yaşında Fatih Terim’in beğenisi ile Galatasaray altyapısına transfer edilmiştir. PAF takımında aralıksız olarak dört yıl forma giydikten sonra Gheorghe Hagi’nin teknik direktörlüğü döneminde 2004-05 sezonunda A takıma alınmıştır. Bu dönemde forma şansı bulamamış ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.emuhabbet.net/wp-content/uploads/2009/09/arda-turan.bmp"><img src="http://blog.emuhabbet.net/wp-content/uploads/2009/09/arda-turan.bmp" alt="arda turan" title="arda turan" class="alignnone size-full wp-image-112" /></a></p>
<p>Kulüp Kariyeri<br />
İstanbul Esenyurt’ta doğmuştur. 9 yaşında Bayrampaşa Altıntepsispor’da futbola başlamıştır. Burada top tekniği ve mücadeleci yapısıyla dikkat çekmiş ve 12 yaşında Fatih Terim’in beğenisi ile Galatasaray altyapısına transfer edilmiştir. PAF takımında aralıksız olarak dört yıl forma giydikten sonra Gheorghe Hagi’nin teknik direktörlüğü döneminde 2004-05 sezonunda A takıma alınmıştır. Bu dönemde forma şansı bulamamış ve kiralık olarak bir sezonluğuna Zafer Şakar’la Vestel Manisaspor’a transfer olmuştur.</p>
<p>2005-2006 sezonunun sonunda Galatasaray’a geri dönmüş ve Şampiyonlar Ligi 3. ön eleme turunda FK Mlada Boleslav karşısında ilk maçta iki gol, bir asist kaydetmiştir.</p>
<p>Kısa zamanda ilk 11′in değişmez ismi olan Arda Turan, UEFA Şampiyonlar Ligi’nde Bordeaux ve Liverpool karşısında çıktığı grup maçlarında UEFA tarafından maçın oyuncusu seçilmiştir.</p>
<p>4 Mayıs 2008 günü oynanan şampiyonlukta önemli Sivasspor maçında kariyerinin ilk hat-trick başarısını göstererek takımın sahadan 5-3 galip ayrılmasında önemli rol oynamıştır.</p>
<p>Milli Takım Kariyeri<br />
İlk kez çağrıldığı A millî Takımda, özel maçta Lüksemburg karşında forma giydi. Ayrıca ilk golünü 25 Mayıs 2008 de Uruguay’a kafayla atarak Türkiye 1-0 öne geçmiştir. 11 Haziran 2008 günü oynanan İsviçre – Türkiye maçında son dakikada galibiyet golünü atarak, UEFA tarafından maçın adamı seçilmiş ve dikkatleri üzerine çekmiştir.Arda Turan, 15 Haziran 2008 tarihinde Türkiye – Çek Cumhuriyeti maçında takımının ilk golünü atarak galibiyette büyük pay sahibi olmuş ve Türkiye, EURO 2008′de Çeyrek Finale yükselmiştir. Arda Turan Türk Milli Futbol Takımı’nın EURO 2008′de Yarı finale yükselmesinde büyük pay sahibidir ama yarı final maçında ceza nedeniyle oynamayacaktır. A Milli takımda 22 maçta toplam 3 golü vardır.</p>
<p>Başarılar<br />
* Galatasaray<br />
o Turkcell Süper Ligi: 1 (Süper Lig 2007-08)<br />
o UEFA Şampiyonlar Ligi ilk maçında “Maçın oyuncusu” (FC Bordeaux)</p>
<p>* Türkiye<br />
o Avrupa Futbol Şampiyonası maçın oyuncusu (2008) Turnuvadaki ilk maçı (İsviçre)</p>
<p>Milli Takım Golleri<br />
1. 25 Mayıs 2008 Bochum, Almanya Uruguay 2-3 Hazırlık<br />
2. 11 Haziran 2008 Basel, İsviçre İsviçre 2-1 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası<br />
3. 15 Haziran 2008 Cenevre, İsviçre Çek Cumhuriyeti 3-2 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası</p>
<p>( Türk futbolunda bu aralar arda turanla ilgili 15 milyon euro eder yok şu eder yok bu eder diye haberlerle raslaşıyoruz, bana göre gerçek şudurki türkiyenin yıldızı arda, bu 15 milyon euroların çok üstünde bir değerdir  henüz 22 yaşında dünya futbol kamuoyunun gözdelerinden biri olmayı başaran arda turan akan zaman dilimi içerisinde bu fiyatı katlayarak kalitesine kalite katacaktır&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.emuhabbet.net/arda-turanin-hayati.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lionel messi kimdir ?</title>
		<link>http://blog.emuhabbet.net/lionel-messi-kimdir.html</link>
		<comments>http://blog.emuhabbet.net/lionel-messi-kimdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Sep 2009 01:18:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[lionel messi]]></category>
		<category><![CDATA[lionel messi hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[lionel messi kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[lionel messi video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.emuhabbet.net/?p=64</guid>
		<description><![CDATA[Lionel Andrés Messi, (messi d. 24 Haziran 1987 Rosario, Arjantin) İspanyol La Liga takımlarından Barcelona FC ve Arjantin Millî Futbol Takımı formalarını giymekte olan İtalyan asıllı Arjantinli futbolcudur. 21 yaşında genç bir oyuncu olarak FIFA Dünya’da Yılın Oyuncusu Ödülü, Ballon d’Or gibi birkaç kez aday gösterildiği ödüller göz önüne alındığında, kendi oynadığı dönemin en iyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.emuhabbet.net/wp-content/uploads/2009/09/lionel-messi.jpg"><img src="http://blog.emuhabbet.net/wp-content/uploads/2009/09/lionel-messi.jpg" alt="lionel messi" title="lionel messi" width="250" height="341" class="alignnone size-full wp-image-66" /></a></p>
<p>Lionel Andrés Messi, (messi d. 24 Haziran 1987 Rosario, Arjantin) İspanyol La Liga takımlarından Barcelona FC ve Arjantin Millî Futbol Takımı formalarını giymekte olan İtalyan asıllı Arjantinli futbolcudur.  21 yaşında genç bir oyuncu olarak FIFA Dünya’da Yılın Oyuncusu Ödülü, Ballon d’Or gibi birkaç kez aday gösterildiği ödüller göz önüne alındığında, kendi oynadığı dönemin en iyi oyuncularından biri sayılmaktadır. Oyun tarzı ve yeteneğiyle kendisi için “veliahtım” dediği Maradona’ya benzetilmektedir.</p>
<p>Messi genç yaşta futbol oynamaya başladı ve yetenekleri FC Barcelona tarafından hemen keşfedildi. 2000 yılında, Barcelona’nın ona önerdiği büyüme hormonu yetersizliği tedavisi için Rosario kentinin bir futbol kulübü olan Newell’s Old Boys’un genç takımından ayrılarak ailesiyle birlikte Avrupa’ya taşındı. İlk karşılaşmasına 2004-05 sezonunda çıkan Messi, adını La Liga rekorları tarihine bir karşılaşmaya çıkan en genç oyuncu olarak yazdırdı ve ayrıca La Liga’da bir karşılaşmada gol atan en genç oyuncu olma rekorunu da kırdı.</p>
<p>Sayın rıdvan dilmen bir programda kendisine sorulan cristiano ronaldomu daha iyi messimi sorusuna ben futbolculara messi ve diğerleri diye bakarım dedi aynı görüşü paylaşıyorum sayın rıdvan dilmen le messi şuandaki dünyanın en iyi futbolcusudur…</p>
<p>messinin videosunu seyretmek için aşağıdaki linki ziyaret edebilirsiniz…</p>
<p><a href='http://video.google.com/videoplay?docid=6226146078415265656#' >lionel messi video</a></p>
<p><embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=6226146078415265656&#038;hl=tr&#038;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash> </embed></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.emuhabbet.net/lionel-messi-kimdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

