eMuhabbet.Net Blog

Türkiye'nin Muhabbet Sitesi

Kanseri 24 saatte bitiren baharat

Kasım1

Köri baharatında bulunan bir maddenin, kanser hücrelerini öldürebildiği belirtildi.

kori

Cork Kanser Araştırma Merkezi bilimcileri, köri yapımında kullanılan zerdaçalın etken maddesi “kurkumin”in laboratuvar ortamında yemek borusu kanseri hücrelerini öldürdüğünü saptadı.

Dr. Sharon McKenna ve ekibi, kurkuminin kanser hücrelerini 24 saatte öldürmeye başladığını gördü.

Uzun zamandır kurkumin maddesinin iyileştirici etkisi bulunduğu düşünülüyordu.

Kanser uzmanları, British Journal of Cancer dergisinde yayımlanan araştırmanın, doktorların yeni tedaviler bulmalarına yardımcı olacağını belirtti.

Birleşik Krallık Kanser Araştırma kurumundan Dr. Lesley Walker, bu araştırmanın, zerdaçalda (hint safranı) bulunan doğal kimyasalların özafagus (yemek borusu) kanserinde yeni tedaviler için kullanılması olanağı sağlayacağını söyledi.

Walker, özafagus kanseri oranının 1970′lerden bu yana yarı yarıya arttığını, bunun obezite, alkol tüketimi ve reflü hastalığındaki artıştan kaynaklanıyor olabileceğini bildirdi.

Dejavu Nedir? Neden Sürekli Başımıza Geliyor?

Ekim8

Dejavu nedir?

dejavu

Her insan zaman zaman yaşadığı bir olayı yaşamış, veya gördüğü bir yeri daha önce görmüş gibi hisseder. Beynin bu algı bozukluğuna dejavu denir. Bu algı bozuklunu yaşayan insanların bazıları, bazen kendilerinin doğa üstü güce sahip olduklarına veya daha önce yaşadıkları “rekarnasyon” hissine kapılırlar.

Ara sıra olan bu durum normal kabul edilir. Fakat bu hisse kapılma sıklığı artıyorsa örneğin haftada bir iki kez veya her gün olmaya başlamışsa altta bir hastalık aramak gerekir.

Dejavu beyin ve sinir sistemi ile ilgilenen doktorların hep ilgi odağı olmuştur. Yapılan araştırmalar, dejavu anında beynin bazı bölgelerin daha aktif çalıştığı ve bundan dolayı da bir algı bozukluğu olduğu tespit edilmiştir. Yaşanılan veya görülen nesle sinir sistemi ile beyne iletilir ve ilgili merkezde sentez yapılıp yorum yapılır. Bu sırada oluşan bir yorum yanlışlığı olayın zamanı ile ilgili bizi yanıltır. Özellikle büyüme dönemlerinde, aşırı yorgunlukta, duygusal yıkımlarda, geçirilen bazı hastalıklarda…vs, dejavu olayı artar.

Yine yapılan araştırmalarda kadın ve erkek arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır. Beynin sağ ve sol tarafının çalışmasında bir aksaklık tespit edilmiş, daha sonra algılayan beyin bölgesi de insanların bu olayın daha önce yaşanmış hissine kapılmalarına sebep olduğunu göstermiştir.

Dejavu olayının sık yaşanması, bir tür sara hastalığının,belirtisidir. Çocuklukta ve ergenlikte eğer çocuklarımız bize bir olayı sıkça yaşadıklarını söylüyorlarsa mutlaka bir doktora başvurup sara yani epilepsi olup olmadıklarını kontrol ettirmeleri gerekir. Daha ileri yaşlarda ise bu durumun sıkça yaşanması beyinde bir bozukluğun olduğunu gösterir.

Doç. Dr. Serdar Dağ

Ciddi Hastalık Belirtileri

Eylül20

Bu hastalık belirtilerine dikkat!

Vücudumuz sağlığımızın bozulduğunu, ciddi bir durum olduğunu ağrılarla göstermeye çalışır. İşte vücudunuzla ilgili dikkat etmeniz gerekenler..

depresyon

1. Kollar ya da bacakların hisssizleşmesi, uyuşukluk, diken diken batma hissi, düzensizlik, titreme, çift görme, konuştuğunun anlaşılmaması, halsizlik, özellikle yüzün ya da sol kolun hissizleşmesi. Bu tür belirtiler sizde varsa beyninize yeterince oksijen gitmiyor demektir. Beyin damarlarından büyük bir kısmı hasar görürse bu vücudun büyük bir kısmında sorun ortaya çıkmasına neden olur. Yukarıda belirtilen belirtiler sizde varsa ihmal etmeden doktora görünmelisiniz. Beyinle ilgili sorunlarda zamanlama önemlidir.

2. Göğüs ağrıları ya da kollarda, çene ve boyunda sıkıntı, ekstra halsizlik, mide bulantısı, sık sık nefes alma gibi belirtiler kalp krizi olabilir. Bu durumda hemen doktora başvurun. Uzmanlar bu tür riskli hastalara kriz anında kalbi korumak için alerjileri yoksa düzenli olarak aspirin çiğnemelerini öneriyor. Her kalp krizi geçiren insanda bu tür ağrı belirtileri olmayabilir. Özellikle yaşlı ve diabetik kadınlarda ağrısız kalp krizi görülebilir. Ağrısız kalp krizlerinda halsizlik, terleme, kalp çarpıntısı, sık sık nefes alma, mide bulantısı, baş dönmesi hisleri ortaya çıkabilir.

3. Bacağın alt kısmında gerginleşme ve ağrı, göğüs ağrısı, nefes darlığı.. Bacaklardaki varis sebebiyle bu belirtiler ortaya çıkar. Özellikle oturarak çalışanlarda daha sık gözlenir. Kan sürekli oturuyorsanız ya da uzun süre ayakta kalıyorsanız kan rahat dolaşamadığı için ayaklarınız şişer. Çok oturuyorsanız arada yürümeli, çok yürüyorsanız arada oturmalısınız. Eğer birden göğüs ağrısı ya da nefes darlığı çekiyorsanız bacağınızdaki kan pıhtısı vücudunuzda dolaşıyor olabilir. Bu durumlarda varisiniz varsa acilen doktora başvurmanızda yarar var.

4. Ağrı duymadan idrarınızda kan gördüğünüzde doktora başvurun. Böbrek taşları, idrar veya prostat enfeksiyonu idrarda kan görülmesine neden olabilir. Ancak bu problem genellikle ağrılı ve rahatsız edici bir şekilde ortaya çıkar. İdrarda kan gördüğünüzde hiç ağrı sorununuz olmayabilir ancak böbrek kanseri, enfeksiyon, prostat, üreter kanamaya neden olabilir. Ağrınız olsun ya da olmasın idrarda kan gördüğünüzde doktora başvurmalısınız.

5. Astım belirtileri hırıltılı ve zor nefes alma şeklinde görülür. Eğer astım atakları kontrol altına alınmazsa ciddi göğüs kas yorgunluğu ve ölüme sebep olabilir. Astım atağı geldiğinde kişinin nefes açıcı ilaçlar kullanması, temiz havalı ortamlarda bulunması gerekir. Bu tür bir rahatsızlığınız varsa mutlaka doktor kontrolünde olmanız ya da dikkat etmeniz gerekir.

6. Depresyon ve intihar düşünceleri. Bazı insanlar bir ortama girmek istemez, girdiklerinde nefes alamaz, depresyonda olabilir. Depresyon insanı intihara kadar götürebilen ciddi bir rahatsızlıktır. Bazı insanlar depresyonda olduklarında çok ciddi şeyler yapabilirler. Depresyon belirtileri üzüntü, yorgunluk, ilgisizlik, anksiyete, uyku alışkanlıkları değişiklikleri ve iştah kaybı olarak sıralanabilir. Eğer bu tür düşünceleriniz varsa bir psikiyatrist ile görüşmeniz yararlı olabilir.

Rahim Kanseri Tanı Ve Tedavisi…

Eylül18

rahim-kanseri

Rahim Kanseri

Rahim Kanseri (Endometrium Kanseri) Tanı Ve Tedavisi…

Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Prof. Dr. Derin Kösebay, “Rahim Kanseri” hakkında bilgi verdi.

Rahim kanseri, genellikle menopoz döneminde ortaya çıkan bir kanser türüdür. Ortalama görülme yaşı 55 -58 olmasına rağmen çok genç yaşta kadınlarda da ortaya çıkabilir. Rahim kanserli hastaların üç önemli ortak özelliği; kilolu, şeker hastası ya da şeker hastalığına eğilimli ve hipertansiyonlu olmalarıdır. ABD’de jinekolojik kanserler sıralamasında meme kanserinden sonra en çok görülen kanser türü rahim kanseridir. Toplumlarda yaşam süresi uzadıkça yaşlılarda görülen bu hastalığın sayısı da artmaktadır.

Hastalık Riskini Artıran Diğer Faktörler
- Doğum yapmama veya az sayıda doğum
- İleri yaşta hala adet görme (Türkiye’de kadınlarda adetten kesilme yaşı 47′dir)
- Doktor kontrolü dışında hormon tedavisi alınması
- Rahmi olan kadınların Östrojen+Progesteron hormonu alması gerekirken, sadece östrojen hormon alması
- Yumurtalıklarda hormon salgılayan tümör bulunması
- Ailesinde; meme, yumurtalık ve rahim kanseri vakalarının bulunmasıdır.
Rahim Kanserinin Belirtileri
Rahim kanseri, erken belirti veren ve bu nedenle de tanısı erken konulabilen bir hastalıktır. Hastaların dörtte üçü erken evrede yakalanmaktadır.

Hastalığın belirtileri;
- Adetten kesilmiş bir kadında vajinal kanamanın olması
- Adetten kesilmiş bir kadında aniden ve bol miktarda kötü kokulu bir akıntının ortaya çıkmasıdır.
Bu belirtiler, kişinin kesin olarak rahim kanseri olduğunu göstermez, ancak bu kişilerde kanser ile ilgili araştırmaların yapılması gerekir. Meme kanseri geçirmiş kadınların düzenli olarak kullanması gereken bazı ilaçlar rahim iç tabakasında kalınlaşmalara neden olur, bundan dolayı bu ilaçları kullananların 6 ayda bir jinekolojik ve ultrason muayenesinden geçmesi gerekmektedir.

Hastalığın Tanı ve Tedavisi
Rahim kanseri şüphesi bulunan hastalara jinekolojik muayeneden sonra ultrasonografi yapılır. Eğer kanama veya akıntı gibi bir belirti varsa mutlaka rahim içinden biyopsi alınmalıdır. Tanı konulunca uygulanacak olan tedavi, cerrahi müdahaledir. Operasyonda, rahim, yumurtalıklar ve karın içinden sıvı alınması, karnı örten yağlı gözenekli doku (omentum) ve lenf nodlarının çıkarılması gerekir. Bu işlemler, jinekolojik onkoloji eğitimi almış kişilerce yapılabilir. Sonuçların patolog tarafından değerlendirilmesinden sonra gereken vakalarda Radyoterapi de tedaviye eklenir.

Kaynak: Hurriyet sağlık

Sabah ağrılarla uyananlar dikkat..

Eylül9

‘Her tarafım ağrıyor, gece uyumama rağmen yorgun kalkıyorum’ diyorsanız fibromiyalji denilen özel tipte bir romatizmal hastalığınız olabilir. Bu hastalıkta şikâyetler yağmurla birlikte artıyor..

Yorgunluk, halsizlik. Eklem çevrelerinde şişlik. Yağmurla birlikte artan ve sebebi belirlenemeyen ağrıların ardında fibromiyalji adı verilen bir rotamizmal hastalık olabilir.

Prof. Dr. Murat İnanç anlattı..

Nedeni tam olarak belirlenmemiş yaygın ağrıların romatizmayla ilişkisi olabilir mi?
Nedeni bilinmeyen yaygın ağrılara fibromiyalji sendromu diyoruz. Fibromiyalji tıbbın uzun süredir uğraştığı, hâlâ tam çözemediği sık görülen bir sorun. Bazı bilim adamları fibromiyaljinin bir hastalık olarak tanımlanacak özelliklere sahip olmadığını ve birbiriyle ilgisi olmayan belirtilerden ibaret olduğunu ileri sürüyor. Gerçekten de yaygın ağrılardan şikayet eden kişilerde yapılan ayrıntılı incelemelerde bu ağrıya neden olabilecek organlarla, dokularla ilgili bir anormalliğe rastlanmıyor. Ama bu kişilerde yaygın ağrılarla birlikte sebebi açıklanamayan yorgunluk, uyku bozuklukları, sindirim sistemiyle ilgili şikâyetler bulunuyor. Aynı zamanda ruhsal gerilim veya baskı yaratan faktörlerin olduğu görülüyor. Önceki yıllarda bu durum psikojenik romatizma veya fibrozit adıyla inceleniyordu. Son yıllarda benzer tablolar fibromiyalji ana başlığı altında toplanıyor. İltihaplı romatizmal hastalıkları olanlarda da fibromiyalji ek bir sorun olarak ortaya çıkabiliyor.

Kimlerde daha sık görülür?
Fibromiyalji sıklıkla orta yaş dönemindeki kadınlarda gündeme gelir. Çocuklarda ve yaşlılarda daha nadirdir. Fibromiyaljiyi gösteren kesin bir test yok. Ayrıca belirtilerin çok çeşitli olması nedeniyle toplumdaki sıklığını ortaya çıkarmak zor. Yapılan araştırmalar hastaların yüzde 90 kadın olduğunu ve erişkin kadınların yüzde 5-10′unda bu tip şikâyetler bulunduğunu ortaya koyuyor. Erkeklerde sıklığı yüzde 5′in altında.

Belirtileri nelerdir?
Hastalar boyun, sırt, bacaklar gibi kas-iskelet sisteminin çeşitli bölgelerinde yaygın ağrılardan şikâyet eder. Bir hekim tarafından değerlendirildiğinde hastalarda herhangi bir doku, organ hasarı, belli bir romatizma ya da romatizma dışı hastalık saptanamaz. Yapılan muayenede yaygın ağrıya ek olarak belli bölgelerde kasların hassas olduğu saptanır.

Bu hastalarda ayrıca sabahları kısa süren eklemleri hareket ettirme güçlüğü bulunabilir. Hastalar genellikle eklem ve çevrelerinde şişlikten şikâyet eder. Ancak hekimler muayenede objektif olarak şişliği saptayamaz. Yağmurlu hava gibi hava değişiklikleri de hastanın şikâyetlerinde artışa yol açabilir.

Başka ne tür sorunlar olur?
Ağrılar dışında en sık yorgunluk, halsizlik ve uyku bozukluları görülüyor. Uykusuzluk, yeterli ya da dinlendirici uyuyamama sıktır. Bazı hastalarda bu durum uyku sırasında görülen solunum sorunlarına bağlı olabilir.

Ek olarak hastalarda migren ve gerilim tipi baş ağrıları, bağırsak bozuklukları, adet dönemlerinde sorunlar, sık idrara çıkma, el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, ellerde morarma gibi şikâyetler görülebilir. Hastalar soğuk, nem gibi hava şartlarına daha duyarlı olabilir. Şikayetleri dağınık ve birbiriyle ilişkisiz gibi olduğundan hastalar çeşitli uzmanlık dallarından hekimlere başvurabilir. Maalesef bu hastalarda şikâyetlerin nedenini aydınlatmak için çok sayıda kan tetkiki ve görüntüleme yöntemleri istenir. Fakat genellikle bir sonuç elde edilemez. Öte yandan her türlü şikâyetin fibromiyaljiye bağlanması durumunda da yeni ortaya çıkan hastalıklar gözden kaçabilir ve hasta hekime başvurmaktan kaçınabilir.

Ateşli hastalık ve stres

Sebepleri nedir?
Müzmin birçok sağlık sorununda olduğu gibi fibromiyaljide de kalıtsal faktörlerin rolü var. Ailede benzer ağrıları olan bireylerin bulunması fibromiyalji gelişme riskini artırıyor. Vücudumuzda ağrı özel mekanizmalarla iletilir. Fibromiyalji tanısı konan hastalarda ağrı iletimiyle ilgili mekanizmaların bozuk olduğundan şüpheleniliyor. Ayrıntıları tam açıklığa kavuşturulamadı ama beyin, hormonlar, kaslar ve çevre sinir sistemindeki bozuklukların yaygın ağrı tablosunun gelişmesine katkıda bulunduğu düşünülüyor. Hastalar genellikle şikâyetlerinin başlangıcında ateşli bir hastalık, ameliyat, kaza gibi travma veya yaşamlarında stres yaratan önemli bir olayın etkili olduğunu ifade ediyor.

Nedensiz ağrılar üzerinde stresin nasıl bir rolü var?
Fibromiyalji teşhisi konan hastaların önemli bir bölümünde stres yaratan faktörler ön plandadır. Bazen hastalığın başlangıcı hastada şiddetli stres yaratan bir olayla ilişkilendirilebilir. Örneğin ailede bir kayıp, kaza bu rahatsızlıkta etkili olabilir. Hastaların bir bölümünde endişe ve depresyon çeşitli derecelerde saptanabilir. Tabii bu durum yaygın ağrıların nedeni değil sonucu olarak da ortaya çıkmış olabilir. Yapılan araştırmalar psikolojik sıkıntıları olan hastaların oranının hekime başvuran hastalarda daha yüksek olduğunu gösteriyor. Hekimler fibromiyalji düşündükleri hastaları incelerken psikiyatri uzmanlarına danışmaları gerekip gerekmediğini de değerlendirirler.

Nasıl teşhis edilir?
Fibromiyalji teşhisi hekimin klinik değerlendirmesiyle konur. Hastadaki belirtilere ve ağrının dağılım ve yerine göre ek tetkikler yapılması gerekir. Kural olarak yapılan tetkiklerin fiziksel bir hasar göstermemesi ve normal olması lazım.

Tedavisi nasıl yapılır?
Hastalığı kolayca ve kısa sürede ortadan kaldıran bir ilaç ya da tedavi yöntemi yok. Tedavide depresyon ilaçlarının, kas gevşeticilerin ve endişeyi azaltan ilaçların yararı olabiliyor. Ağrı kesicilerden de yararlanılabilir. Sinir sistemini etkileyen ilaçlar üzerinde çalışmalar sürüyor. Sonuçları kanıtlanamamış olmakla birlikte meditasyon, masaj ve diyetten yararlanan hastalar da var. Bazı hastalar davranış terapilerinden yarar görebilir. Kullanılan yöntemler içinde fibromiyaljisi olan hastalarda en yararlı tedavi yönteminin uygun ve sürdürülebilen bir egzersiz programı olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle aerobik egzersiz yöntemleri tercih edilmeli. Hastalıkla ilgili kötümser tavırlar tedavi sonuçları üzerinde olumsuz etki yapıyor. Bu nedenle hastanın fibromiyalji ile ilgili yeteri kadar bilgi edinmesi ve ağrıların temelinde organ ve dokularında kalıcı bir hasar olmadığını kavraması çok önemli.

Üç aydan uzun süren bel ağrısına dikkat!
Deprem uzmanı Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara ve merhum tiyatro sanatçısı Suna Pekuysal’ın hastalığı olarak bilinen ankilozan spondilit’in en önemli belirtisi belin alt tarafında ortaya çıkan ağrı.
Prof. Dr. Murat İnanç hastalıkla ilgili merak edilenleri anlattı:

Ankilozan spondilit nedir?
Müzmin ve ilerleyici iltihaplı bir romatizmal hastalıktır. Ankilozan, Yunanca bükülmüş eklemin hareketsiz kalışını tanımlar. Spondilit ise omurganın iltihabı anlamına gelir. Hastalığın başlangıç yaşı genellikle 15-30 arasındadır. Fakat daha erken ya da geç başlaması da mümkün.

Erkeklerde daha mı sık görülüyor?
Evet, ankilozan spondilit (AS) erkeklerde iki-üç kat daha fazladır. Kadınlarda hastalığın belirtileri daha siliktir. AS göz, akciğer, kalp, böbreği de etkileyebilir.

Belirtileri nelerdir?
Sürekli bel ağrısı ve tutukluk AS ‘nin en önemli belirtisi. Toplumda bel ağrısı olan hastalar incelendiğinde bunların önemli bir bölümünde uzun süreli tedavi gerektirecek bir hastalık bulunmayabilir. Fakat AS’de bel ağrısı çok önemli özellikler gösterir. İltihaplı hastalık olduğunu gösteren bu özellikler şunlar: Bel ağrısının üç aydan uzun süredir devam etmesi, genç yaşta ortaya çıkması, sabahları şiddetli tutuklukla birlikte olması, hareketle ve günlük aktivitelerle azalması, başlangıcının sinsi olması ve omurgada hareket kısıtlılığı hatta derin nefes alma güçlükle birlikte olması. Topuk bölgesinde uzun süren ağrıların olması.

Neden ortaya çıkar?
Kalıtsal bir yatkınlıktan söz edilebilir. Hastaların yaklaşık yüzde 20’sinde ailede başka bir hasta veya hastalar bulunuyor.

Nasıl teşhis edilir?
Kan testleri yapılarak kanda iltihapla ilgili tetkiklerde bozulma saptanır. Görüntüleme yöntemleriyle hastalığın yaptığı değişiklikler ortaya konabilir. Radyografiler uzun süredir hastalığı devam eden hastalarda genellikle yeterli olur. Hastalığın erken dönemlerinde manyetik rezonans ile görüntüleme erken tanı ve hastalığın tutuğu bölgelerin gösterilmesinde yararlıdır. Gereken hastalarda HLA-B27 testi ile kalıtsal yatkınlık ortaya konabilir.

Tedavisi nasıl yapılır?
AS tedavisinde hastalığı tamamen ortadan kaldıran bir tedavi yok. Ancak günümüzde düzenli ilaç tedavilerinin hastalığın ilerlemesini yavaşlattığı yönündeki veriler artıyor. Buna ek olarak standart ilaçlara yanıt vermeyenlerde uygulanabilecek yeni ilaçlar (biyolojik ilaçlar) üretildi. AS’li hastanın hastalığıyla ilgili bilgilendirilmesi gerekir. Hastanın ilaçların tedavideki rolünü ve düzenli egzersizin önemini kavraması bu yöntemlerin sürdürülebilmesi için şart. AS tedavisinde hemen her hastada anti-inflamatuar ilaçların kullanılması gerekiyor. Bu ilaçların uzun süre kullanımında istenmeyen etkilerin izlenmesi çok önemli. Bu ilaçlar hastaların özellikle sabahları daha ağrısız ve kolay hareket etmelerini sağlar. Anti-inflamatuarın yanında kas gevşetici de verilebilir. İltihap belirtilerinin güçlü olduğu hastalarda sulfasalazin, metotreksat gibi uzun dönemde etkili olabilecek ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatan ilaçlar kullanılabilir. Hekim gerek gördüğünde kısa veya uzun dönem kortikosteroid (kortizon) içeren ilaçları tedavide uygulayabilir. Gerekirse romatoloji merkezlerinde biyolojik ilaçlar uygulanır.

Eklem Ağrılarınızın Nedeni..

Eylül5

Bir süredir eklemlerim çok ağrıyor. Merdiven çıkarken de çok zorlanıyorum. Yaşlılık romatizmasına yakalanmış olabilir miyim?

Yüzden fazla eklem rahatsızlığı olduğunu biliyor musunuz? Ancak bunlardan özellikle bir tanesi yaşlılık yıllarınızda günlük işleri yapmanızı zorlaştırır ve hayat kalitenizi azaltır. Kavanoz kapaklarını eskisi gibi rahatça açamaz, yerinizden kalkarken dizlerinizden güç alamaz, merdiven çıkamazsınız. Osteoartrit ya da yaşlılık romatizması denilen bu durum, ilerleyen yaşla eklemlerinizin içini döşeyen kıkırdakların harap olması sonucunda oluşur.

eklem agrisi

Orta yaşa hazırlanın

Öncelikle yaş ve cinsiyetinizi göz önünde bulundurmalısınız. 40 yaş üstünde bir kadınsanız daha fazla risk altında olduğunuzu bilmelisiniz. Orta yaştan itibaren eklemlerinizi aerobik egzersizleriyle güçlendirerek, onları yaşlılığa hazırlamalısınız. Fazla kilolarınızı vermeli, doymuş ve trans yağlardan kaçınıp, omega 3′ten zengin besinleri seçmeli ve bol su içmelisiniz. Eklemlerinizi yaralanma ve travmalardan korumalı, farklı eklem hastalıklarına karşı duyarlı olmalısınız.

Arada dinlenin

Tüm bu önlemlere rağmen eklemlerinizde yaşlılık romatizması işaretleri gördüğünüzde, doktorunuza başvurun. Doktorunuz çeşitli ağrı kesici ilaçlar, glukozamin sülfat, kondoidin sülfat, kollajen hidrozilatı gibi destekler ya da cerrahi işlemlerle; size özel bir tedavi planı oluşturacaktır. Eklem ağrı ve tutukluğunu gidermek için sizin yapabilecekleriniz de var. Eklemleriniz ağrıdığında dinlenmeniz önemlidir. Her saat başı 10 dakikalık aralar verebilirsiniz. Eklemlerinize soğuk-sıcak kompresler uygulayabilirsiniz. Ayrıca eklemleriniz zorlandığında, onlara yardımcı olmalısınız. Bir yürüme desteği kullanabilir, ayakta uzun süre duramıyorsanız duşun içine bir tabure koyabilir, diş fırçanızı sapı geniş olanlardan seçebilirsiniz. Yüzme ve yürüyüşün de, yaşlılık romatizması olan kişilere son derece faydalı olduğunu unutmayın.

sağlıklı bir cilt için..

Eylül5

cilt bakimi

Erkekler için cilt bakımı günümüzde, babalarımızın eski zamanlarda yüzlerini sabunla yıkayıp, sert bir jiletle tıraş olup tuvalet kağıdı ile temizlemesinden bu yana çok gelişti. Bugün binlerce farklı cilt bakım ürünü yüzünüze ve derinizi pamuk gibi bırakmanızı sağlıyor. Bizde sizin iyi bir cilde sahip olmanız için 5 tüyo vereceğiz.

Hatta bu programı tuvalet duvarınıza bile asabilirsiniz.

1-Temizlemek

Eğer hiçbir yüz bakımı yapmıyorsanız yada ilgilenmiyorsanız en azından suratınızı temizlemek sizin için yeterli olacaktır. Yüz kürünüzü basit bir sabunla yapabilirsiniz. Erkek derisinde büyük delikler ve çok aktif sebasöz bezler vardır. Bu bezler deriniz için kritik noktalardır çünkü nemi ve yağlanmayı onlar sağlar. Sabunla yıkayacağınız suratınızın kirli gözenekleri açılacaktır. Bu noktada aslında basit bir yüz temizleyici jel kullanırsanız daha iyi olur. Daha etkili olan jeller sizin yüzünüzü daha iyi temizleyecektir.

Nivea Purifying yüz yıkama

2- Pul pul dökülmek

Bazen basit bir yüz temizleyici kremle suratınızı temizlemeniz yeterli olmayabilir. İlk temizlikte derideki yağ ve kirleri alırsınız ama sadece yüzeydekileri daha derin gözeneklerdeki kirler için yeterli olmaz. Yüzünüzü sadece yıkamanız haftada 3-4 kez derinizin pul pul dökülmesine yol açacaktır. Derinizi ovalamanız gözeneklerdeki kirleri çıkaracaktır.

Deride pul pul dökülmeler kıllara ve saçlara yakın yerlerde olur. Daha yumuşak bir tıraş derinizdeki tahriş oranınıda azaltacaktır. Kayısılı kürler derinizi daha canlandıracaktır.

Kayısı esanslı cilt bakım ürünleri

3- Nemlendirmek

Erkekler için çoğu zaman cilt bakımı yüz ve sabunla yıkamadan ibarettir. Ama her su değen cilt kurur. Elastikiyetini kaybeder. Hergün tıraş olmak ise cildi oldukça yorar. Banyo ve tıraş sonrası kuruyan cildinizi nemlendirmek için kullanacağınız basit bir nemlendirici derinizi canlandıracaktır. Ayrıca tıraş sonrası yüzünüzün yanmasını önleyecektir.

Neutrogena üçlü koruyan yüz losyonu SPF 20

4- Gözlerinizi koruyun

Bir erkeğin yüzünde dokunmaması gereken tek nokta gözlerdir. Ama göz hizasında bulunan deriyede özel olarak bakmalısınız çünkü kadınlar gibi tekrar erkekler o bölgeleri yenileyemez ve kırışan bölgeler sizi yaşlı gösterecektir. Erkeklerin deri kırışmaları kadınlara göre daha yavaş ve geç olsada ama ilk başlayacağı nokta göz hizasındakilerdir. Bu kötü etkiden sadece göz kremi ile korunabilirsiniz.

Clinique kırışıklık önleyici göz kremi SPF 15

5- Dudaklarınızı koruyun

Dudaklarda gözler gibi hassastır. Dudak derisi çok ince olduğundan yanmalara, kırışmalara, kurumalara daha çok açıktır. Dudaklarınızdaki melanin oranının yüksek olması ve UV ışınlarından korunması gerekir. Sıcaklar ve soğuklarda çatlamaya müsait dudağınızı korumanız iyi olacaktır kimse dudağında yarıkla gezmek istemez. Ayrıca hafif tatlı dudak kremleri bir kadınla öpüştüğünüzde size artı puan sağlayacaktır.

Dudak nemlendirici kremler

Mükemmel bi cilt için kadınlar gibi milyonlar harcamanız gerekmez. Cildinizde sprunlar oluşuyorsa bunun metroseksüellikle alakası olduğunu düşünmeyin ve sağlığınız için kendi cildinize iyi bakın