eMuhabbet.Net Blog

Türkiye'nin Muhabbet Sitesi

Kartal Moskova’da buz kesti: 2-1

Ekim1

Ligde ve Avrupa’da oynadığı son üç maçı kaybeden Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi (B) Grubu ikinci maçında da deplasmanda, Rus ekibi CSKA Moskova’ya 2-1 mağlup oldu.

bjk

Luzhniki Stadı’nda ilk yarısı da ev sahibi takımın 1-0′lık üstünlüğü ile sona eren karşılaşmada CSKA’nın golleri 7. dakikada Dzagoev ve 61. dakikada Krasic’ten gelirken, Beşiktaş’ın golü 90+2. dakikada Ekrem Dağ ile geldi.

CSKA Moskova çok üstün bir futbol oynamasa da galibiyete uzanmasını bildi. Bu sonuçla CSKA puanını 3′e yükseltirken, Beşiktaş ikinci maçı sonunda da puanla tanışamadı.

MÜTHİŞ BİR GOL

CSKA Moskova aradığı golü henüz 7. dakikada buldu. Hızlı gelişen ev sahibi takımın atağında genç oyuncu Dzagoev, ceza sahasına girmeden sağ ayağıyla çok sert vurdu ve top ağlarla buluştu. Bu pozisonda Rüştü’nün çabası yeterli olmadı. 1-0.

YAPMA RÜŞTÜ, ÜMİTLERİN BİTTİĞİ AN

Beşiktaş beraberlik golü için yüklendiği dakikalarda kalesinde ikinci golü gördü. 61. dakikada gelişen atakta sağ çaprazdan Krasic, Beşiktaş ceza sahasına girdi. Avrupa’nın devlerinin transfer listesinde de olan yıldız oyuncunun sert şutunda, Rüştü’nün de hatası sonucu top ağlarla buluştu. 2-0.

DENİZLİ’DEN CESUR BİR KADRO

Beşiktaş’ın, üst üste aldığı kötü sonuçlardan kurtulmak için çıktığı CSKA Moskova maçına, Mustafa Denizli hücum ağırlıklı oyunculardan kurulu bir kadro ile sahaya çıktı. Kalede deneyimli isim Rüştü’ye şans veren Denizli, savunmayı Sivok, Ferrari, İbrahim Kaş ve İsmail Köybaşı’dan kurdu. Orta sahada Ernst, Ekrem Dağ, Tello ve Holosko’ya şans veren deneyimli teknik adam ileri uçta ise Nobre ve Nihat ikilisini görevlendirdi. Mustafa Denizli, 34. dakikada ilk oyuncu değişikliğine zorunlu olarak gitti. Slovak oyuncu Holosko sakatlanınca yerini Yusuf Şimşek’e bıraktı. Yusuf Şimşek oyunda kaldığı sürede fazla varlık gösteremedi.

CSKA ZORLANMADAN

CSKA Moskova, Beşiktaş karşısında fazla zorlanmadan ilk yarıyı 1-0 önde tamamladı. 7. dakikada bulduğu golle rahatlayan ev sahibi takım, uzaktan attığı şutlarla farkı arttırmaya çalıştı. Beşiktaş ise Nobre’ye gönderdiği toplar ile beraberlik golünü bulmayı denedi. İlk yarıda kendi yarı sahasından çıkmakta zorlanan temsilcimiz, Holosko ile girdiği net fırsattan da yararlanamadı. 11. dakikada savunmanın arkasına atılan derin topu kontrol eden Holosko, ceza sahası içinde kaleci ile karşı karşıya kaldı. Holosko’nun sert şutu, kaleciye çarpıp kornere çıktı.

İYİ BAŞLADIK, KÖTÜ BİTTİ

Beşiktaş’ın, Moskova deplasmanından puan alması esasında çok zor değildi. Karşısında boğucu bir pres yapan, üst üste gol pozisyonlarına giren bir takım yoktu ancak zamansız gelen goller Beşiktaş’ın oyun sistemini alt üst etti, tıpkı ikinci yarıda olduğu gibi. İkinci yarıya hızlı başlayan ve kanatlardan yaptığı ortalarla maçta dengeyi kurmaya çalışan Beşiktaş, baskıyı kurduğu dakikalarda kalesinde golü görünce maçtan koptu. Bu dakikadan sonra CSKA çok daha rahat bir futbol sergilemeye başladı. Kalan dakikalarda Beşiktaş’ın biraz da sistemsiz baskısı mağlubiyeti engellemeye yetmedi.

ESKİ NİHAT ORTADA YOK

Beşiktaş’ın büyük umutlarla, İspanyol ekibi Villarreal’den kadrosuna kattığı eski oyuncusu Nihat Kahveci, Rusya deplasmanında da etkisiz bir futbol sergiledi. Sakatlığının da etsini atlatamadığı görülen Kahveci, zaman zaman kaleyi düşünse de şut girişimleri farklı şekilde auta çıktı. Nihat 73. dakikada yerini genç oyuncu Serdar Özkan’a bıraktı.

SON UMUT BOBO

Tesilcimizin son umudu olarak Brezilyalı golcü Bobo 76. dakikada oyuna dahil oldu. Mustafa Denizli son oyuncu değişikliği hakkında sahanın en kötü isimlerinden olan Tello’nun yerine Bobo’yu oyuna sürdü.

ÜST ÜSTE DÖRDÜNCÜ MAĞLUBİYET

Çok kötü bir süreçten geçen Beşiktaş, üst üste oynadığı dördüncü maçı da kaybetti. Ligde oynadığı Galatasaray maçı ile başlayan mağlubiyetler, Şampiyonlar Ligi’nde Manchester United ardından ligde Kayserispor ve son olarak da yine Devler Ligi’nde CSKA Moskova maçlarıyla devam etti.

Descartes Hayatı

Eylül29

Descartes

Fransız düşünür, yazar, bilim adamı ve matematikçi. Modern psikolojinin ve matematiğin kurucusu olarak kabul edilmektedir. Kendisinden sonraki bilim adamlarına ve filozoflara ilham kaynağı olan teorileriyle, bilimin günümüz seviyesine ulaşmasında büyük rol oynamıştır. Düşünsel alanda matematiksel açılımlardan yararlanarak, doğrudan ortaya çıkan ve doğruluğu tartışılmaz kesin-mutlak birtakım bilgilerin var olduğunu savunmuş; bu savını da “Düşünüyorum, öyleyse varım” şeklindeki ünlü söylemiyle ortaya koymuştur. Bilimsel devrimin baş aktörlerinden biri sayılan Descartes, “Kartezyen koordinasyon sistemi”ni (kartezyanizm) geliştirerek, özellikle düzlem geometrisinin ve matematiğin evrimsel sürecine çok büyük katkıda bulunmuştur.

Rene Descartes, 31-mart 1596 tarihinde, fransa’da, bugün kendi adıyla anılan ve Indre-et-Loire’e bağlı olan La Haye’de, varlıklı bir ailede dünyaya geldi. Doğumundan bir yıl sonra annesinin tüberkiloz nedeniyle vefat etmesinin ardından, Brittany Yüksek Mahkemesi’nde yargıç olan babası Joachim başka bir bayanla evlendi ve Descartes üvey annesi tarafından yetiştirildi. On yaşına geldiğinde, Anjou kentine bağlı La Fleche’de bulunan ve ileride avrupa’nın en iyi okullarından biri olduğunu belirteceği, Royal Henry-Le-Grand adlı bir Cizvit kolejine gönderildi. Sağlığının zayıf olması nedeniyle, öğretmenleri tarafından yatılı okuması öngörüldü. Kendisini iyi hissedene kadar yatakta kalmasına izin verildiğinden, büyük ilgi duyduğu matematik çalışmalarına ağırlık verdi. Okulda verilen eğitim Latince ve Yunanca üzerinde yoğunlaştığı için, bu dilleri iyi derecede öğrenme fırsatı oldu; dolayısıyla ilerleyen zamanlarda, eski bilimsel ve düşünsel çalışmaları incelemesinde bu eğitimin büyük faydasını gördü.

Gezmeye, yeni yerler görmeye ve yeni şeyler öğrenmeye oldukça fazla merak duyan Descartes, 1612 yılında, liseden mezun olduktan sonra birkaç arkadaşıyla birlikte paris’e gitti. Görkemli şehrin büyüsüne kapılarak, bir süre pervasızca yaşadı. Ardından, kendisi gibi matematikle ilgilenen iki arkadaşıyla tesadüfen karşılaşınca, onların şehre geliş amacına uydu ve bilimsel araştırmalara daldı. Üniversite eğitimine kadar geçen süre boyunca, özellikle arkadaşı Mersenne ile birlikte durmaksızın matematik üzerine araştırmalar, çalışmalar yaptı. Burada bulunduğu süre içerisinde, dönemin ünlü matematikçilerinden Mydorge’yle tanışması, ufkunu genişletti.

Eğitim hayatı boyunca özellikle klasik edebiyat, tarih, retorik ve felsefe alanlarında kendini geliştirdi. Babasının yönlendirmesiyle, Poitiers Üniversitesi’nin hukuk fakültesine girdi ve 1616 yılında mezun oldu. O dönemde Avrupa kaynayan bir kazan gibiydi. Her yerde dini temelli bölgesel çatışmalar vardı ve çok sayıda savunma amaçlı askeri birlikler türemişti. Bu siyasi ve toplumsal çalkantılar nedeniyle, soylu ailelere mensup gençlerin kilise ya da orduya katılması popüler hale gelmişti. Dolayısıyla Descartes da, toplumsal statüsünü sağlamlaştırmak için orduya katılmaya karar verdi. Liseden mezun olduktan iki yıl sonra, 1618′de, hollanda Prensi Orangeli William ve ülkesini İspanyol işgalinden kurtarmak için düzenlediği seferlerle ilgili heyecanlı rivayetler duyunca, macera arayışına ve gezme hevesine kapılarak, prensin davetine uydu ve oraya yerleşti. Hollanda Birleşik İller (Nassau) Prensi olan Maurice komutasındaki Protestan Flemenk ordusuna hizmet etmeye başladı.

Asker olarak kayıt olduğu bu birlikte birkaç yıl geçiren Descartes, görevi sırasında, matematik ve fizik konularındaki yaratıcı yeteneğinin farkına varmasını sağlayacak kişi olan Isaac Beeckman’la tanıştı. İlk felsefik çalışmalarından olan “Compendium Musicae”yi 1618 yılında kaleme aldı ve Beeckman’a ithaf etti. 1619 yılının Kasım ayında, almanya seyahati sırasında, fizikle ilgili problemlerin çözümünde, matematiksel bilgilerden yararlanmak üzerine kendisine ait bir vizyon geliştirdi. Descartes’ın vizyonu, insanlığın gelişimine mükemmel katkı sağlayacak bilimlerin temellerini keşfetmekti. Bu dönem, ünlü düşünürün hayatında bir dönüm noktasıydı ve analitik geometrinin gelişimi üzerine ortaya atacağı teorilerin düşünsel düzlemini oluşturduğu bir süreçti. Hayatının geri kalan bölümünü de, matematikle doğa arasındaki gizemli bağı çözmeye adayacaktı. St. Augustine’in (354-430) “özgür irade” kavramıyla ilgili de çalışmalar yapan filozof, Tanrı’nın iradesiyle eşit tuttuğu insan iradesinin, doğal bir yaradılış özelliği olarak, Tanrı’nın iradesinden bağımsız olduğunu ortaya atan teori üzerine derinlemesine düşündü.

Orange Prensi’nin hizmetinden ayrıldıktan sonra bir süre danimarka, polonya ve Almanya gibi bazı Avrupa ülkelerini dolaşan Descartes, Otuz Yıl Savaşları’nın başladığı dönemde yeniden askeriyeye döndü ve bu defa Bavyera ordusunun katolik Düküne hizmet etmeye başladı. Askeri bir görev için Ulm’de bulunduğu sırada, bilimlerin birlikteliği üzerine bir metodoloji geliştirdi. Askerlik yaşamı süresince sıcak çarpışmaya girmeyen Descartes için bu dönem, “büyük bir tembellik ve derbederlik” içerisinde, sadece düşünmeye, gezmeye, araştırmaya ve üretmeye yönelik kazançlar sağladığı bir dönemdi. Düşünsel eylemlere ve çeşitli bilimlere olan merakı gittikçe artan düşünürün en büyük amacı, dünyayı gezmek ve evrenle ilgili somut gerçeklere ulaşabilmekti. Bu yüzden hayatı boyunca pekçok yer gezmiş, orduda yer almış, bu süreçte birbirinden farklı statüdeki ve yaradılıştaki insanlarla uyuşmaya çalışmış, birçok konuda deneyim kazanmış ve kendini değişik koşullarda test etmişti. 1619 yılının Kasım ayında, şömineli sıcak bir odada, ileride üstüne simgesel anlamlar yükleyeceği ve yaşamının dönüm noktası olarak değerlendireceği ünlü rüyasını gördü.

1621′de, askerlik görevine Macaristan İmparatorluk ordusunda devam etmeye başladı. 1622 yılında, Fransa’ya geri dönerek Paris’e yerleşti; bir süre de Britanny’de kaldı. Ertesi yıl ailesinin yanına Poitou’ya giderek, annesinden üzerine kalan tüm mülkleri sattı ve hayatının geri kalanını refah içinde geçirebilmek; araştırmalarını, çalışmalarını yaparken maddi sıkıntı çekmemek için tüm gelirini (27.000 livre) bonolara yatırdı. Aynı yıl İtalya’ya doğru bir seyahat gerçekleştiren düşünür, 1627′ye kadar Paris’te ikamet etti.

1628′de, Hollanda’ya geri dönerek 1649 yılına kadar, düşünsel, bilimsel ve yazınsal dehasının en verimli dönemini burada geçirdi. Özellikle matematik, geometri ve felsefe üzerine çığır açacak teoriler üretti; buluşlar ortaya koydu, ünlü kitabı “Treatise on the World”ü (Kurallar) yazmaya koyuldu. Burada bulunduğu sırada, Kardinal Berulle ile tanıştı ve düşünsel teorilerini hayata aktarma konusunda, onun zengin ufkundan yararlandı. Dğer yandan da, hiçbir zaman bağını koparmadığı arkadaşı Mersenne ile yazışarak, çalışmalarıyla ilgili fikir alışverişinde bulundu. Beeckman ile dostluğunu sürdürdü ve Mydorge, büyük Frans von Schooten, Hortensius, Huygens gibi bilim adamlarıyla iletişim kurdu.

Sonraki iki yıl boyunca, Franeker ve Leyden’de, olgunluk (matrikülasyon) üzerine düzenlenen sınavlara girdiyse de, herhangi bir derece almakla ilgilenmedi. 1633 yılında, ünlü fizikçi Galileo’nun, roma Katolik Kilisesi tarafından, dünyanın yuvarlak olduğunu iddia ettiği ve dolayısıyla kilisenin yanlış bilimsel kanılarını yıkmaya çalıştığı iddiasıyla mahkum edilmesi nedeniyle, Descartes, dört yıllık bilimsel bir çalışmanın ürünü olan “Treatise on the World”ü (Kurallar) tamamlamış olmasına rağmen, yayımlamaktan vazgeçti (Kitap ölümünden yıllar sonra, 1701′de basıldı). Aynı dönemde, “Le Mond”un taslak çalışmasını bitirdi; fakat bunu da yayımlamadı.

Descartes hayatı boyunca evlenmese de, birlikte yaşadığı ve eskiden hizmetçisi olan Hollandalı sevgilisi Helene’den, 1635 yılında Francine adlı bir kız çocuğu dünyaya geldi. Ancak, Francine’in hayatı çok kısa sürdü ve 1640 yılında, beş yaşındayken hayatını kaybetti. Bu ölüm, ünlü düşünürü derinden sarstı.

Descartes matematik ve felsefe üzerine yoğunlaşan çalışmalarının meyvelerini vermeye devam ederek, bilimsel değeri çok yüksek birçok eser kaleme aldı ve bunları yayımladı. 1637 yılında, “Söylem” adlı eserini imzasız olarak yayımladı. 1640′da ise, “Meditasyonlar”ı çıkardı. 1643′de, Utrecht Üniversitesi tarafından sakıncalı bulunan “Kurallar”, yerel otoritelerce, ateizm öğeleri içerdiği gerekçesiyle düşünürün mahkum edilmesine neden oldu. İki yıl sonra aynı üniversite, eser hakkında yapılacak tüm yanlı/yansız yorumları yasaklayarak, “nötr sansür” uygulaması getirdi. Aynı dönemde, bohemya Prensesi Elizabeth’le uzun bir zaman devam edecek olan yazışmaları başladı. Prensesle, başta matematik, geometri, tıp, felsefe, metafizik olmak üzere çeşitli bilim dallarından siyasete kadar pekçok konuda fikir alışverişinde bulundular. Prensese ithaf ettiği “Felsefenin İlkeleri” adlı kitabını 1644′de amsterdam’da yayımladı (Eser 1647 yılında Franzcaya çevrildi). Ardından Paris’e geçen Descartes, ünlü matematikçi ve fizikçi Pascal ile buluşarak, yeni çalışmalarını ve görüşlerini onunla paylaşma fırsatını yakaladı. Bu sırada, Fransa Kralı tarafından kendisine sunulan ikametgah ve yıllık gelir teklifini, çalışmalarını bağımsız ve esnek bir ortamda sürdürebilme maksadıyla geri çevirdi.

1649 yılında, “Ruhun Tutkuları” adlı kitabını tamamladı ve yayımladı. Aynı yılın Kasım ayında, eserlerinden çok etkilenen ve onun dehasından yararlanmak isteyen isvec Kraliçesi Christina’nın ricasını kırmayarak, ona uzmanı olduğu konularda ders vermek üzere stockholm’e yerleşti. Ancak kraliçenin talebi doğrultusunda derslerin, sabahın oldukça erken saatlerinde yapılması nedeniyle, hayatı boyunca geç kalkmaya alışkın olan Descartes’ın fizyolojik dengesi bozuldu. Bunun yanı sıra, yabancısı olduğu aşırı soğuk iklime uyum sağlayamayan vücudu bitkin düşerek zatürreeye yakalandı ve ünlü düşünür, 11-subat 1650 tarihinde, 54 yaşında hayatını kaybetti. Son sözleri, “İşte böyle ruhum, ayrılma zamanı geldi” oldu. Bazı araştırmacılar, aynı hastalıktan tedavi gören Fransa büyükelçisi Dejion A. Nopeleen’e hastabakıcılık yaptığı için, hastalığın Descartes’a da bulaştığını iddia ettiler. Ancak sonraları, doktor Eike Pies’in incelemelerine göre, ünlü düşünürün, kullandığı arsenik yüzünden vücudunun zehirlenerek zayıf düştüğü ortaya çıktı. Descartes’ın mezarı, 1667 yılında anavatanı olan Fransa’ya, Paris’e taşınmıştır.

Descartes, Batının o zamana kadarki düşünsel birikimini altüst etmiş; bilimde ve özellikle matematikte büyük gelişmelere neden olan düşünceleriyle yeni bir çığır açmıştır. Dinsel egemenliğin, anlamsız çatışmaların ve modern düşüncelere yönelik hoşgörüden uzak, bağnazca tutumların hüküm sürdüğü; aynı zamanda, Avrupa’nın düşünsel, sanatsal ve kültürel kabuk değişiminin gerçekleştiği bir dönemde yaşadı. Birçok alanda hayata geçirilen atılımlara, düşünce ve eserleri ile eşlik etti. Ortaçağı tarihe gömerek, modern bilimin rönesansını inşa edenler arasında yer aldı. Ulusçuluk anlayışının güçlü yükselişine rağmen, insanlığın “bilimsel düşünce” ile “akıl” ekseninde ortak bir paydada buluşabileceğinin altını çizdi. Felsefeye getirdiği farklı ve yenilikçi bakış açısıyla, modern felsefenin temellerini attı. Bu alandaki ilk çalışması, geometri, meteorlar, optik ve metot şeklinde dört bölümden oluşan “Denemeler” adlı eseridir.

Matematiksel çözüm yöntemlerini felsefeye uyarlamaya çalışan Descartes, temeli Yunanlı filozof Socrates tarafından atılan ve özellikle matematikle diğer pozitif bilim dallarında uygulama sahası bulan “tümevarım” metodunu, kendi düşünsel felsefesine adapte etmiştir. Mutlak bilgiye ulaşmakta, Antik Çağ Yunan düşünürlerinden kalan “şüpheci” (septisizm) bakış açısını yöntem edinerek, başta matematik ve analitik geometri olmak üzere, birçok alanda çeşitli buluşlar ortaya koymuştur. Tüm dışsal faktörleri bir kenara ayırarak, süpheci analizlerle, mutlak ve kesin doğru bilgilerin varlığını savunmuştur; ki ona göre, bu özelliği taşıyan tek şey “düşünce”dir. Doğruluğu tartışılamaz tek bilginin düşünce olduğunu; dolayısıyla diğer mutlak bilgilerin de bu düşüncelerden türediğini ortaya atmıştır. “Kuşku etmek düşünmektir” şeklinde bir çıkarımda bulunan Descartes, varlığı kesin olan tek şey düşünmek ise, düşünebilen bir yaratık olarak şüphe götürmez tek gerçeğin “varlığımız” olduğunu belirtmiş ve tümevarımsal bu bilgi kanunu, “Düşünüyorum, o halde varım” (Cogito, ergo sum; je pense, donj je suis) şeklindeki ünlü tümcesiyle ifade etmiştir. Elindeki bu ilk bilgiyi, sağlam bilgi olarak görmüş; artık yapması gereken tek şeyin, diğer bilgileri bu ham bilgiden türetmek olduğu sonucuna ulaşmıştır. Bu sonucun çıkış noktası ise, bireyin öznelliğidir. Çünkü, varlığı ifade eden düşünce, zaten bireyin kendisinde mevcuttur. Bu ham bilgiyle yola çıkan birey, diğer mutlak bilgileri bundan türetebilir. Düşüncenin zıddı ise, bedendir. Bu nedenle, dönemin hakim kıyafet şekli olan yeşil ipek giysileri bir kenara atarak, bedenini arka plana atmak istemiş ve düşüncenin baskınlığını simgesel olarak ifade etmek maksadıyla da, siyah giysileri tercih etmiştir.

Geliş açısı ile gidiş açısının birbirine eşit olduğunu keşfederek, optiksel yansımanın temel kanunlarını geliştirmiştir. Cebiri, geometri çözümlemelerinde kullanmış; “Kartezyen” teoremini ortaya atarak, analitik geometrinin gelişimine büyük katkı sağlamıştır. “Eğri”lerin sınıflandırılmasında, onları ortaya çıkaran denklemleri baz almıştır. Matematiksel ve geometrik problemlerin çözümü için kurulan denklemlerde, “x, y, z” gibi alfabenin çok kullanılmayan son harflerini bilinmeyen çoklukları, “a, b, c” gibi çok kullanılan ilk harfleri de bilinen çoklukları ifade etmesi için kullanmıştır.

Descartes, tüm çalışmalarında ve araştırmalarında, doğru bilgiye ulaşmak amacıyla, karmaşıklıktan uzak durmaya ve herşeyi basite indirgemeye çalışmıştır. Bulduğu her bilgiye kuşkucu bir tavırla yaklaşmıştır. Bu konudaki düşüncelerinden, 1637 yılında kaleme aldığı, “Metot Üzerine Konuşma”da bahsetmiştir. Bilim dallarının pratik hayattaki işlevlerinin birbirinden farklı olduğunu vurgulayan düşünür, sadece bazı ortak yöntemlerin farklı amaçlar için uygulanabileceğini öngörmüş, dolayısıyla bilimlerin birlikteliğini savunmuştur.

“Hiçbirşey keşfedilemeyecek kadar uzak olamaz” diyen Descartes, evrenle ilgili düşüncelerini de bu görüşü çerçevesinde şekillendirmiştir. Ona göre, evren bir bilmecedir ve çözümü olmayan bir bilmece yoktur. Bu doğrultuda ihtiyaç duyulan tek şey, doğru bilgilere sahip olabilmektir ki, tüm pozitif bilimler de zaten bu ihtiyaca hizmet etmek için varolmuştur. Döneminin alışkanlıklarının tam tersine, bütün bilimsel değeri olan kitapların Latince yazıldığı bir yüzyılda, eserlerini Fransızca olarak kaleme almıştır ve “sağduyu”su olan her insanın rahatça anlayabileceği kadar basite indirgenmiş bir dil kulanmıştır.

Descartes’a göre gerçeklik, özü düşünme olan bir “zihin” (soyut) ile özü evrende bir yer kaplayan ve göreceli büyüklüğü olan “madde” (somut) şeklinde ikiye ayrılabilir. Bu anlamda düşünür, her zaman için zihni maddenin önüne koymuştur. Onun düşünce sisteminde, birtakım kavramların, bilgilerin kaynağı, yaratılıştır. Yani bunlar, doğuştan gelen ve doğruluğu, varlığı tartışılmaz gerçek bilgilerdir. Ona göre, Tanrı, zihin ve madde kavramlarının varlığı kesindir ve doğruluğu su götürmez bu kavramlar doğuştan gelir; sonraki deneyimlerden kaynaklanmaz. Felsefede mutlak bilgiye ulaşmanın tek yolu, kuşku edilmeyecek, açık ve net bir önermeye ya da kavrama varıncaya dek, herşeyden kuşku duymaktır.

Fizik ve doğa kanunları ile ilgili çalışmalar da yapmış olan Descartes, 1644 yılında Latince olarak kaleme aldığı “Principia Philosophia” (Felsefenin İlkeleri) adlı eserinde, “Çevrimler Kuramı” adını verdiği teorisiyle, evrenin yapısı ve doğa kanunlarının işleyişi ilgili çarpıcı bilgiler öne sürmüştür. Ondan sonra gelen ünlü fizikçi Isaac Newton için bu teori, temel bilgi kaynağı olmuştur.

ESERLERİ:

Compendium Musicae (1618 / Isaac Beeckman’a ithaf ettiği, müzik teorisinin kuralları ve müzik estetiğiyle ilgili çalışması)

Rules for the Direction of the Mind (Aklın İdaresi İçin Kurallar / 1626-1628: İlk olarak 1684′de yayımlanmıştır)

Le Monde (The World / 1633: Descartes’ın doğa felsefesiyle ilgili ilk sistematik çalışmasıdır)

Discours de la méthode (Metod Üzerine Konuşma / 1637: Optik, meteor ve geometriyle ilgili ilk çalışmasıdır)

La Géométrie (Geometri / 1637: Descartes’ın matematiksel çözümlemeler üzerine kaleme aldığı başlıca yapıtıdır)

Meditationes de prima philosophia (Meditasyonlar ya da Metafizik Düşünceler / 1641)

Principia philosophiae (Felsefenin İlkeleri / 1644: Aristotales’in eserlerinin yerini alması isteğiyle, Latince olarak yazdığı eseridir; sonraları üniversitelerde okutulmaya başlanmıştır)

The Description of the Human Body (1647 / Ölümünden sonra yayımlanmıştır)

Les passions de l’âme (Ruhun Tutkuları / 1649: Bohemya Prensesi Elizabeth’e ithaf etmiştir)

Correspondence (Yazışmalar / 1657: Ölümünden sonra, Descartes’ın yayımcısı Claude Clerselier tarafından yayımlanmıştır)

Pontypool (Öldüren Kelimeler)

Eylül29

Tür : Gerilim / Korku
Gösterim Tarihi : 18 Eylül 2009
Yönetmen : Bruce McDonald
Senaryo : Tony Burgess
Görüntü Yönetmeni : Miroslaw Baszak
Müzik : Claude Foisy
Yapım : 2008, Kanada , 96 dk.

po

Oyuncular

Stephen McHattie (Grant Mazzy) , Lisa Houle (Sydney Briar) , Georgina Reilly (Laurel Ann) , Hrant Alianak (Dr. Mendez)

Radyocu Grant Mazy, bir kez daha büyük şehir radyolarından kovulmuş ve Pontypool kasabasının tek kilisesinin bodrumundan yayın yapan CLSY Radyo’da sabah programı yapmaya başlamıştır.

Yoğun kar fırtınası sebebiyle okul otobüsünün iptal edilmesiyle başlayan her zamanki sıkıcı Pontypool günlerinden biri, birdenbire kâbusa dönüşüverir. İnsanların acayip cümleler kurarak korkunç şiddet olaylarına giriştiği yönünde bir yığın tuhaf söylenti yayılmaya başlamıştır. Ancak olan bitenle ilgili hiçbir resmi haber yoktur. Acaba bütün bunlar gerçek midir?

Çok geçmeden kendilerini radyo istasyonunda bir tür tuzağın içinde bulan Grant ve küçük CLSY ekibi, kasabayı hükmü altına alan bu cinnetin İngilizceye yayılmış bir virüsten kaynaklandığını kavrarlar.

Kurtarılma ümidiyle yayını sürdürürken aslında acaba radyo dalgalarıyla virüsün bütün dünyayı ele geçirmesine yardım mı etmektedirler?

Kanadalı sinemacı filmini aynı zamanda senaryoyu da yazan Tony Burgess’ın romanlarından uyarlamış. Şüphesiz Pontypool alıştığımız türden bir zombi filmi değil. Son derece başarılı bulunan bu aklı başında tür filmi İstanbul Film Festivali’nde izleyici ile buluşacak.

kaynak : beyazperde mynet

Fragman İzle

Var mısın Yok musun’da boş kutu!

Eylül29

Geçtiğimiz gün Var mısın Yok musun’da yarışan Sidal adlı yarışmacı 113 bin TL kazanıp sevinç çığlıkları atarken Acun da programı kapatıyordu. Ancak yarışmanın sevilen isimlerinden Metin kutusunu açmamıştı. İşte tam o anda Acun’un arkasında kutusunu açan Metin’in kutusunun boş çıkması kafalarda soru işaretleri bıraktı.

İşte video…

Aslan Rekoru Kaçırdı

Eylül29

Turkcell Süper Lig’deki maçta Galatasaray, Eskişehirspor ile 1-1 berabere kalarak, üst üste 6 maçlık galibiyet serisini 7. maça çıkaramadı.

Turkcell Süper Lig’deki maçta Galatasaray, Eskişehirspor karşısında ilk yarıyı 1-0 önde tamamladı.8. dakikada Arda’nın pasında ceza sahası önünde topla buluşan Mehmet Topal’ın yerden sert şutunda, top yandan auta çıktı. 17. dakikada Galatasaray önemli bir gol fırsatını değerlendiremedi. Keita’nın ara pasında savunmanın arkasında topla buluşan Mustafa’nın kaleci ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda yaptığı kötü vuruşta, Ivesa üzerine gelen meşin yuvarlağa sahip oldu.

gs es es

26. dakikada Arda’nın pasında ceza sahasında penaltı noktası üzerinde topla buluşan Keita’nın etkisiz vuruşunda, top kalecide kaldı. 31. dakikada gelişen Eskişehirspor atağında Youla, ceza sahasına girerken topu sol çaprazda bulunan Burak’a verdi. Bu futbolcunun sert vuruşunda Franco’dan dönen meşin yuvarlağı, daha sonra savunma uzaklaştırarak, tehlikeyi önledi.

38. dakikada Galatasaray 1-0 öne geçti. Orta sahanın sağında Doğa’yı güzel bir hareketle geçen Keita, bir süre topu çizgi üzerinde sürdükten sonra ceza sahasına ortasını yaptı. Vucko’nun ıskaladığı meşin yuvarlağı boş pozisyonda önünde bulan Nonda, topu kaleci Ivesa’nın sağından filelere gönderdi: 1-0.

44. dakikada Keita’nın sağdan yerden ceza sahasına gönderdiği topa, kale önünde bulunan Kewell dokunamayınca, sarı-kırmızılı takım önemli bir pozisyonu değerlendiremedi. Karşılaşmanın ilk yarısı 1-0 Galatasaray’ın üstünlüğüyle sonuçladı.

46. dakikada Mustafa’nın pasıyla şık çalımlarla rakiplerini geçen Arda, ceza sahası sağ çaprazındaki Keita’yı gördü. Bu futbolcunun sert vuruşunda, top kaleci Ivesa’dan dönerken, daha sonra savunma tehlikeyi savuşturdu.

54. dakikada Koray’ın sağdan kullandığı serbest vuruşta, ceza sahasında Mehmet’in kafa vuruşunda, üst direğe çarpan top auta çıktı. 56. dakikada Eskişehirspor skoru eşitledi. Burak’ın sağdan çıkardığı topu ceza sahası dışında kontrol eden Bülent Ertuğrul’un şutunda Hakan’a çarpan meşin yuvarlak, altıpasta Mehmet’in önüne düştü. Bu futbolcunun yakın mesafeden vuruşunda, top filelere gitti: 1-1.

77. dakikada oyundan daha önce çıkan Eskişehirsporlu futbolcu Ümit’e hakem, yedek kulübesinde sarı kart gösterdi. 81. dakikada Arda’nın soldan ortasında, ceza sahasında arka direkte topla buluşan Baros’un yerden vuruşunda meşin yuvarlak, kaleci Ivesa’dan döndü.

90 2. dakikada Arda’nın sağdan ortasında Keita’nın ceza sahasında yaptığı vole vuruşunda, top üstten auta çıktı. Karşılaşma 1-1 berabere tamamlandı.

GALATASARAY’IN, ESKİŞEHİRSPOR İLE 1-1 BERABERE KALMASIYLA GALİBİYET SERİSİ SONA ERDİ

Galatasaray, Eskişehirspor ile kendi sahasında 1-1 berabere kalarak, galibiyet serisini sürdüremedi. Lige fırtına gibi başlayan Galatasaray, 6 maç aradan sonra puan kaybederken, ligde de ikinci sıraya düştü. Galatasaray, sezonun 7. maçında puan kaybederek, Fenerbahçe’ye ait olan sezona 7′de 7 galibiyetle başlama rekorunu da egale edemedi.

-BAROS, 9 DAKİKALIK ISINMAYLA MAÇA GİRDİ- Galatasaray’da maçın başında ısınma hareketlerine çıkmayan Baros, devre arasında da ısınmadı. Baros, maçın berabere duruma gelmesinin ardından 65. dakikada hocası tarafından ısınması için kale arkasına gönderildi. Baros, 9 dakikalık ısınmanın ardından 74. dakikada oyuna girdi. Baros’un yanı sıra yedek olan Elano da devre arasında ısınmaya çıkmadı.

-DÖNÜŞÜMLÜ OLARAK TAKTİK VERDİLER-
Galatasaray’da teknik direktör Frank Rijkaard ile antrenör Neeskens, takımla değişimli olarak iletişim kurdular. İlk yarıda yedek kulübesinin önünde bulunan teknik heyet çizgisine sık sık gelen Neeskens, oyunculara uyarılarda bulunurken, ikinci yarıda ise takıma uyarıları Rijkaard ve Neeskens’in dönüşümlü olarak yapması dikkat çekti.

-MÜTHİŞ BASKI GOL GETİRMEDİ- Galatasaray maçın son bölümünde rakibi üzerinde müthiş bir baskı kurarken, sarı-kırmızılı ekibin bu atakları gol getirmedi. Galatasaray, özellikle son 15 dakikada tüm hatlarıyla rakibinin üstüne giderken, sağlı sollu ataklardan sonuç alamadı.

-FENERBAHÇE’DEN YAKIN TAKİP- Geçtiğimiz hafta Galatasaray’ın Kasımpaşa ile oynadığı maçı izleyen Fenerbahçe Antrenörü Ayhan Tumani, Eskişehirspor maçında da tribünde yerini aldı. Tumani, ligin 10. haftasında karşılaşacakları ezeli rakipleri hakkında bol bol not aldı.

-NONDA GOL SAYISINI 6′YA ÇIKARTTI-
Galatasaray’da genelde fazla oynama dakikası bulamayan Nonda, ilk 11′de çıktığı maçta golünü buldu. Kasımpaşa maçında 3 gol birden atıp, ligin en golcü futbolcusu olan Nonda, gol sayısını 6′ya çıkardı.

-ÜMİT KARAN YEDEK KULÜBESİNDE SARI KART GÖRDÜ-
Maçta ikinci yarıda oyundan çıkan Ümit Karan, yedek kulübesinde sarı kart gördü. Hakem Cüneyt Çakır, 4. hakem Serkan Çınar’ın uyarısıyla Ümit’e sarı kartını gösterdi.

-GALATASARAYLI TARAFTARLAR, ESKİŞEHİRSPORLU TARAFTARLARA SALDIRDI-
Maçın bitiminin ardından Eskişehirsporlu taraftarlar beraberliğin sevincini yaşamaya başlarken, taraftarların Serdar’a saha ortasında üçlü çektirmesi Galatasaraylı seyircileri öfkelendirdi. Galatasaraylı taraftarlar, buna büyük tepki gösterirken, yenilenen eski açık tribündeki taraftarlar misafir tribününe doğru saldırdılar. Güvenlik güçlerinin araya girmesiyle olaylar büyümeden önlendi.

-ESKİŞEHİRSPOR NAMAĞLUP UNVANINI SÜRDÜRDÜ-
Ligde üst üste galibiyetler alan Galatasaray, rakibi Eskişehirspor’un namağlup unvanına son veremedi. Maçta 1-0 geriye düşmesine rağmen pes etmeyen Eskişehirspor, hem 1 puan aldı hem de namağlup unvanını sürdürdü.

Son sözü yine Semih söyledi: 1-2

Eylül27

Deplasmanda Antalyaspor’la karşılaşan Fenerbahçe, tam 3 topunun direkten döndüğü maçı son dakikalarda Semih’in golüyle kazandı.

semih

Lig’de ilk 6 haftayı kayıpsız geçen Fenerbahçe, mücadeleye iyi başlamasa da golü erken buldu. 9. dakikada Alex’in şık pasında Kazım sağ çaprazdan sert vurdu ve sarı-lacivertli takımı öne geçirdi: 0-1

Fenerbahçe oyunun hakimiyetini ele aldığı dakikalarda kalesinde şok bir gol gördü. 21. dakikada orta alandan atılan bir uzun topta, savunmanın hatasını iyi değerlendiren Ali Zitouni, yaptığı kava vuruşuyla skoru dengeledi: 1-1

İlk yarıda Colin Kazım ve Mehmet Topuz’un bir şutu direkten dönerken, takımlar soyunma odasına 1-1′lik eşitlikle gitti.

İkinci yarı orta alan mücadelesi şeklinde başladı. Fenerbahçe istediği baskıyı kuramazken, savunmamnın arkasına atılan toplarla pozisyon arayan Antalyaspor da bir tehlike yaratamadı.

Fenerbahçe’de sakatlanan Andre Santos’un yerine Uğur, Gökhan Gönül’ün yerine de Semih oyuna girdi. Sarı-lacivertlilerde Mehmet Topuz sağ bekte görev yaparken, orta sahada daha çok topa sahip olan Antalyaspor, üretkenlikten uzak bir görüntü çizdi.

Son bölümlerde maçı kazanma arzusuyla rakip kaleye yüklenen Fenerbahçe’de Guiza karşı karşıya 2 net pozisyondan yararlanamazken, Bilica’nın da bir vuruşu direkten geri geldi.

Son dakikalarda Antalyaspor, Fenerbahçe kalesinde etkili olurken, sarı-lacivertli takım hafızalardan kolay silinmeyecek bir gol buldu.

Antalyaspor hücumunun ardından kontratağa çıkan Fenerbahçe’de, bir anda 3 oyuncu kaleci Polat ile karşı karşıya kaldı. Guiza’nın pasında Semih topu boş kaleye yuvarladı ve Fenerbahçe bu golle ligdeki 7. maçını da kazanarak puanını 21′e yükseltti: 1-2

Sivasspor 90′da yıkıldı: 1-0

Eylül27

Süper Lig’de galibiyete hasret kalan Sivasspor, İstanbul deplasmanından da eli boş döndü. İstanbul Büyük Şehir Belediyespor, Sivasspor’u 90 artı 2′de Cesario’nun attığı gol ile yenerek 3 puanı alan takım oldu.

sivas

İstanbul deplasmanından galibiyet ile dönmeyi planlayan Sivasspor’un sahada bir hayli de gergin olduğu gözlenirken ilk yarıda iki ekipte aradığı golü bulamadı.

MAÇTAN DAKİKALAR (İLK YARI)

19. dakikada Erman’ın soldan kullandığı korner atışında ceza alanı içinde topla buluşan Sedat’ın kafayla vuruşunda, yerden seken meşin yuvarlağı kaleci Oğuzhan kontrol etti.

42. dakikada Okan’ın sağdan ortasında ceza alanı içinde kafalardan seken topa Zeki röveşata ile vurdu, ancak kaleci Akın meşin yuvarlağı üstten kornere tokatladı.

43. dakikada Kadir’in uzak mesafeden şutunda, top yandan az farkla auta gitti.

45. dakikada ceza alanı önünden İbrahim Akın’ın sert şutunda, top yandan auta çıktı.

İki takımın da etkisiz kaldığı, zevksiz geçen ve son dakikaları gergin olan karşılaşmanın ilk yarısı 0-0 eşitlikle tamamlandı.

MAÇTAN DAKİKALAR (İKİNCİ YARI)

59. dakikada Erman’ın sol çaprazdan kullandığı serbest vuruşta, kaleci Oğuzhan, meşin yuvarlağı çizgi üzerinden çıkardı ve takımı adına mutlak bir golü önledi.

60. dakikada ani gelişen İstanbul Büyükşehir Belediyespor atağında İbrahim Akın, ceza alanı önünde müsait durumdaki İskender’e topu bıraktı. İskender’in sert şutunda, kaleci Akın’dan dönen topla buluşan Erman’ın bekletmeden vurunda, meşin yuvarlak üstten farklı bir şekilde auta çıktı.

65. dakikada İbrahim Şahin’in pasında Kus’un müdahale edemediği topu önünde bulan Erman, sol çaprazdan ceza alanına girerken kötü bir vuruşla meşin yuvarlağı auta attı.

69. dakikada İbrahim Şahin’in sağdan yerden pasında altı pasın hemen önünde topla buluşan Erman’ın vuruşunda, meşin yuvarlak üstten auta gitti.

75. dakikada Uğur’un sağdan ortasında ceza alanı içinde arka direkte Erman topla buluştu. Bu futbolcunun gelişine vuruşunda, meşin yuvarlak savunmaya çarparak kornere gitti.

90. dakikada ceza alanı içinde oluşan karambolde topu önünde bulan Cesario, kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda savunmanın müdahalesi sonrası kötü bir vuruşla meşin yuvarlağı auta attı.

90+2. dakikada İbrahim Akın’ın soldan kullandığı serbest vuruşta ceza alanı içinde topla buluşan Cesario, meşin yuvarlağı filelere göndererek takımını 1-0 öne geçirdi.

Ankaragücü Antep’e patladı: 1-3

Eylül27

Deplasmanda Gaziantep ile karşılaşan Ankaragücü 10.dakikada yenik durumaa düştüğü maçta attığı üç golle karşılaşmayı 3-1 kazanmayı başardı.

a

Turkcell Süper Lig’de Gaziantepspor ile Ankaragücü arasında oynanan maç, 3-1 konuk takım Ankaragücü’nün üstünlüğü ile tamamlandı. Karşılaşmanın hemen başında yenik duruma düşen Ankaragücü peşpeşe attığı gollerin yanı sıra kaçırdığı gollerle de farklı bir skoru elinden kaçıran taraf oldu.

MAÇTAN DAKİKALAR (İLK YARI)

10. dakikada Erman Özgür’ün düşürülmesi ile Gaziantepspor serbest atış kazandı. Da Silva’nın, ceza yayı üzerinden sert ve düzgün vuruşu, Ankaragücü barajını geçerek, kalecinin sağından filelerle buluştu: 1-0.

25. dakikada Hakan Bayraktar’ın yaptığı faulden doğan serbest atışı Ceyhun kullandı. Kaleciden dönen topu Metin tamamladı, yine kaleciden dönen meşin yuvarlağı defans uzaklaştırdı.

26. dakikada Murat Duruer soldan ortaladı, müsait pozisyonda bulunan Ceyhun altı pas içinde topa dokunamadı.

28. dakikada Ceyhun’un ara pasında ceza alanına giren Barbaros sert vurdu, ancak kaleci Mahmut topu iki hamlede kontrol etti.

30. dakikada Beto’nun sol kanattan İvan’a bıraktığı topa bu oyuncu plase bir vuruş yaptı, meşin yuvarlak az farkla yandan dışarı çıktı.

31. dakikada Murat Duruer ortaladı, Metin’in indirdiği topla buluşan Ceyhun’un sert şutu üstten az farkla auta gitti.

42. dakikada, Murat Ceylan orta sahada, Barbaros ile girdiği ikili mücadeleyi kaybetti. Gaziantepsporlu futbolcular faul beklerken, hakem oyunu devam ettirdi. Barbaros topu Ceyhun’a verdi. Ceyhun şık hareketlerle ceza alanına girdi ve topu Metin Akan’a verdi. Bu oyuncu düzgün bir vuruşlar topu filelere gönderdi: 1-1.

Karşılaşmanın ilk yarısı 1-1 berabere sona erdi.

MAÇTAN DAKİKALAR (İKİNCİ YARI)

54. dakikada Hürriyet sol kanattan Gaziantepspor ceza alanına kadar girdi ve topu Ceyhun’a kazandırdı. Ceyhun, altı pas içinden aşırtmalı vurdu ve topu Metin Akan’a kazandırdı. Bu futbolcunun bekletmeden sert vuruşunda meşin yuvarlak filelerle buluştu: 2-1.

55. dakikada Olcan, soldan Ankaragücü ceza sahasına kadar girdi ve topu İvan’a verdi. Bu oyuncunun vuruşunda meşin yuvarlak üstten auta gitti.

62. dakikada Murat Ceylan’ın pasında topla buluşan Beto, ceza sahasına girdi ve sert vurdu, top kalecide kaldı.

66. dakikada Ceyhun’un köşe vuruşundan gönderdiği topa Murat Duruer kafayla vurdu, meşin yuvarlak az dışarı çıktı.

71. dakikada Olcan, sol kanattan Ankaragücü ceza sahasına girdi, kaleye paralel bir pas uzattı. Beto müsait pozisyonda olmasına karşın topa dokunamadı.

74. dakikada sol kanattan Ankaragücü hızlı geldi. Broggi’nin ortaladığı topla buluşan Emre Aygün, kaleci ile karşı karşıya kaldı, sert vuruşu kaleciden döndü, defans topu uzaklaştırarak gole izin vermedi.

79. dakikada sol kanattan gelişen atakta, topla buluşan Ceyhun, boşta olan Emre Aygün’e verdi. Bu oyuncu, sert ve düzgün bir vuruşla topu ağlara gönderdi: 3-1

82. dakikada Ankaragücü kontra atağında Mehmet Çakır topla buluştu ve kaleci ile karşı karşıya kalmasına rağmen iyi vuramadı.

Kalan dakikalarda başka gol olmayınca, karşılaşma Ankaragücü’nün 3-1 üstünlüğü ile sona erdi.

Fener Marşı dinlemek ağır tahrik sayıldı

Eylül27

Bir gencin bıçaklandığı olayın görüldüğü mahkemede, yüksek sesle Fenerbahçe Marşı dinlenmesini “ağır haksız tahrik” saydı ve cezada indirime gidildi. Karar Yargıtay’dan döndü.

fb

Fenerbahçe’nin 2000- 2001 sezonunda şampiyon olmasının ardından Ümraniye’de 16 Haziran 2001’de akşam saatlerinde bir grup genç, yüksek sesle Fenerbahçe Marşı’nı dinlemeye başladı. Olay tarihinde 16 yaşında olan Salih Y. gençleri uyarmak istedi, ancak tartışma çıktı. Salih Y. Orhan Y.’yi bıçaklayarak ağır yaraladı. Salih Y. hakkında 4 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası istemiyle Üsküdar 2. Çocuk Mahkemesi’nde dava açıldı. Mahkeme, Salih Y.’yi önce 2 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırdı, sonra “yüksek sesle Fenerbahçe Marşı’nın dinlenmesini ağır haksız tahrik” saydı. Cezayı 3’te 2 oranında indirim yaparak 10 ay 20 güne çevirdi. Salih Y.’nin cezası, çocuk yaşta olması ve iyi hali dikkate alınarak 5 ay 27 güne indirildi. Bu ceza da para cezasına çevrilip ertelendi.

Orhan Y. karara itiraz etti. Yargıtay 3. Ceza Dairesi de kararı bozdu ve eylemin “adamöldürmeye teşebbüs” suçuna girdiğini ifade ederek davanın bir üst mahkeme olan Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesi gerektiğini bildirdi.

Timsah, D.Bakır’ı parçaladı: 4-0

Eylül27

Sezona iyi bir başlangıç yapan Diyarbakırspor, Bursa deplasmanında dağıldı. Ligin güçlü takımlarından biri olan Bursaspor, maçı 4-0 gibi farklı bir skorla kazanarak üstüste 2. galibiyetini aldı.

bursa-diyar

Bursa Atatürk Stadı’ndaki maçta geçen hafta Sivas karşısında da takımının ilk golünü atan Volkan ile öne geçen Bursaspor, 46. dakikada penaltıcı kalecisi Ivankov ile farkı ikiye çıkardı. bu golle maçı koparan Yeşil beyazlılar, Ivan Ergic ve Ozan ile iki gol daha bularak maçı 4-0 kazandı ve üstüste 2. galibiyetini elde etti. Bursa bu galibiyetle 13 puana yükselirken, Diyarbakır 9 puanda kaldı.

MAÇTAN DAKİKALAR (İLK YARI)

Karşılaşmaya iyi başlayan Bursaspor, daha birinci dakika dolmadan rakip kalede tehlikeli atak oluşturdu. Volkan, aldığı pasla sağ kanattan ceza sahasına girdi, çaprazdan sert şutunda, kaleye giden topu Espinoza, son anda tokatlayarak kornere çeldi.

17. dakikada Bursaspor’un sağ kanattan kazandığı serbest atışı kullanan Ali, topu penaltı noktasına doğru ortaladı. Pozisyonu iyi takip eden Turgay’ın kafa vuruşunda kaleye giden topa Espinoza, iki hamlede sahip olabildi.

24. dakikada Bursaspor atağında, Turgay, Diyarbakırspor defansından kaptığı topu bekletmeden Sercan’ın önüne aktardı. Sercan’ın yakın mesafeden sert şutunda, top kaleci Espinoza’dan döndü. Diyarbakırspor defansı topu uzaklaştırdı.

30. dakikada Bursaspor aradığı golü buldu. Ali Tandoğan, sağdan kazandığı topu bekletmeden arka direğe ortaladı. Kafalardan seken top Volkan’ın önüne düştü. Volkan, yakın mesafeden düzgün bir vuruşla topu filelere gönderdi: 1-0.

36. dakikada Bursaspor atağında, Sercan, sol çaprazda önünde bulduğu topu bekletmeden kaleye gönderdi. Kaleci Espinoza, topa iki hamlede yakaladı.

41. dakikada Diyarbakırspor’un sol çaprazdan kazandığı serbest atışı kullanan Gatea, topu doğrudan kaleye gönderdi. Yerden gelen top Ivankov’da kaldı.

45. dakikada Diyarbakırspor’un sol çaprazdan kazandığı serbest atışı Mendoza kullandı. Bu oyuncunun vuruşunda, köşeden kaleye giden topu Ivankov, son anda tokatlayarak kornere çeldi.

MAÇTAN DAKİKALAR (İKİNCİ YARI)

46. dakikada sol kanattan hareketlenen Volkan, topu ceza sahası içine ortalamak istedi. Top, rakip oyuncu Abdullah’ın koluna çarptı. Hakem Özgür Türkalp, penaltı noktasını gösterdi. Atışı kullanan Ivankov, topu filelere gönderdi: 2-0.

65. dakikada sağ kanattan kazanılan serbest atışı kullanan Ali, topu kale alanı içine ortaladı. Pozisyonu iyi takip eden Ergiç, düzgün bir vuruşla durumu 3-0 yaptı.

71. dakikada Bursaspor’un 4′üncü golü geldi. Sağ kanattan hareketlenen Turgay’ın orta şut karışımı vuruşunda arka direğe doğru giden topu Ozan İpek son anda tamamladı.

75. dakikada Diyarbakırspor atağında, Mendoza orta alandan aldığı pasla hızla ceza sahası içine hareketlendi. Ivankov, zamanında yatarak topu Mendoza’nın ayaklarından aldı.

78. dakikada Diyarbakırspor’un sol çaprazdan kazandığı serbest atışı kullanan Erhan, topu köşeye doğru gönderdi. Ivankov, 90 diye tabir edilen bölgeye giden topu son anda tokatlayarak kornere çeldi.

90 artı 1. dakikada sağ kanattan hareketlenen Turgay, topu ön direğe doğru ortaladı. Shin’in uçarak kafa vuruşunda top ön direkten döndü.